ÜÇÜNCÜ YILINDA ANKARA MÜZİK VE GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİNE GENEL BİR BAKIŞ
Doç. Dr. Okan Murat ÖZTÜRK
Müzikoloji Bölümü

Bilgi kirliliği ve yetersizliği, günümüz ‘küresel’ koşullarının yarattığı en önemli problemlerin başında gelmektedir. Bütün hayatın dijitalleştirildiği ve ‘online’ hale getirildiği bu zamanda ‘bilgi kirliliği’ gibi bir problemin mevcut olmasının, bugünün insanının karşı karşıya kaldığı en ilginç çelişkilerden biri olduğu bir gerçektir. Üniversitelerin başta vizyon ve misyonları olmak üzere, sahip oldukları bölümler, oluşturdukları programlar, akademik ve idari kadrolarına dair her tür bilgiye her an ulaşma imkanı varken, ‘kulaktan dolma’ ve gerçeklerle çoğu kez bağdaşmayan enformasyonlara ihtiyaç göstermenin, bugün için bir anlamı, değeri ve hükmü olmadığı açıktır. Çünkü her şey ortadadır, şeffaftır ve tüm mesele, bunlara dikkat ve titizlikle bakabilmektir.


Mensubu bulunduğum ve kuruluşundan itibaren Türkiye’nin çağdaş akademik müzik alanı adına yeni yaklaşımlar geliştirilmesine etkin şekilde katkı sunmaya gayret ettiğim Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi bünyesinde, bugüne değin nelerin nasıl yapılmış olduğuna dair kişisel bilgi ve tecrübelerimi, ‘içeriden biri’ olarak, değerli meslektaşlarımız ve ilgili çevrelerin bilgilerine sunmayı, bir süreden beridir arzu etmekteydim. Çünkü ülkemizin, adında ‘müzik’ ibaresini taşıyan ilk ve yegâne üniversitesi olma vasfına sahip Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi, sahip olduğu dört fakülte, bir enstitü ve bir meslek yüksekokuluyla birlikte eğitim, bilim ve sanat alanlarında yeni bir anlayışla faaliyet göstermeye başlayalı üç yıl oldu. Üniversitemizin ‘müzik’ alanındaki çalışmalarına odaklanan bu yazıyı, çözüme kavuşturulmaları ‘imkânsız’ addedilen 100 yıllık meselelere nasıl yapıcı, bütünleştirici ve onarıcı kavrayış, yaklaşım ve çabalarla, çözümler üretilerek yaklaşıldığı; bazı temel yanılgı ve önyargılara daha baştan nasıl prim verilmediği; her şeyden önce Üniversitemizin kurucu Rektörü Prof. Erol Parlak’ın tam bir ‘gönül seferberliği’yle var ettiği huzurlu, ‘birlik ve beraberlik ruhu’nu perçinleyici çalışma anlayışıyla eğitimde kalite, üretkenlik ve işlevsellik gibi meselelere nasıl özel bir önem ve ağırlık verildiği ve geliştirilen program ve uygulamalarda ne gibi hususlara öncelik verildiği gibi konularda bazı bilgileri paylaşmanın faydalı olacağı düşüncesiyle kaleme aldığımı, en başta belirtmek isterim.

YENİ BİR MÜZİKOLOJİ
Prof. Hakkı Alper MARAL
Müzikoloji Bölüm Başkanı

Yeni Bir Müzikoloji Müzik Bilimi de diyebilirdik, ya da akademik dünyamızdaki daha yaygın haliyle Müzik Bilimleri; çoğul kullanımın işaret edebileceği seçenekler tek bir yolun olmadığını; bakış açısına, odaklanılan çerçeveye, tercihlere koşut olarak karşılaşılabilecek yol ayrımlarını; dahası her bir bilim dalının doğası gereği an be an değişebilirliğini, çatallanabilirliğini, yepyeni filizler verebildiğini vurguluyor. Müzikoloji—bir yanda müzik, yanı başında logos: Bir sanat dalı olarak algılanagelmiş müziği, bilim perspektifinde konumlandırmaya gayret eden bu alan, başlı başına bir muamma. Sanat çoğu zaman bizi bilimsel kesinliklerden azade eden, bizleri başka boyutlara taşıyan, en azından önerdiği paralel evrende soluklanmamıza yarayan o özel alan değil miydi? Öyle bile olsa, bunu telaffuz ettiğimiz cümlede bile seçtiğimiz kavramların—boyut, paralel, evren, …— başka bilim alanlarından devşirme oldukları dikkate değer…


Müzikoloji… Eskiden olsa “disiplin” derdik—dikkat edilirse, tekil bir kelime; yolun-yordamın belirginliğine; edim, paylaşım, aktarım algoritmasının kesinliğine; aşina olunan bir kurallar, yöntemler çerçevesine—ve ister istemez biraz çatık kaşlı, sert kenarlı, otoriter bir sisteme— işaret ediyor. Belki ancak emekleme döneminde, bilimin bazı elitlerin tekelinde olduğu yanılsamasının hoyratça dolaşımda kaldığı yıllarda geçerli olabilecek bir düşünce. Gözünüzün önüne gelmesi için: Masif ahşaptan görkemli kütüphanelerinde, deri koltuklarına tünemiş, meşin ciltlerinde alanın kadim klasiklerine gömülmüş; o zamana kadarki bilginin tartışılmazlığını mastar almış, kendi önermelerini de bu külliyata eklemlemeye çabalayan yaşlı-başlı, ak sakallı, masa başından ahkâm kesen dedeler (hepsi de erkek, tabiî)… Yo, Ortaçağlara kadar gitmeye gerek yok; 20. Yüzyılda dahi egemen olan; ancak bu yüzyılın sonlarına doğru değişen manzara bu. “İlkel” kelimesini kaygısızca kullanabilen; karşısına dâhilerden, şaheserlerden, ideallerden medeniyetler kurabilen; mensubu oldukları kültürü, toplumu; beteri: sınıfı barem alıp diğerlerini ona koşut alt basamaklara seviyelendirebilen; kendi dışındakini egzotik, içindekini esas sayan … o eskil bilim şürekâsından nerede ararsanız bulursunuz—kendini “öteki” diye bilen, bildirende bile… Ne mutlu ki bu işler artık değişti.

ANKARA MÜZİK VE GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİNİN ÜÇÜNCÜ YILINDA MÜZİK TEORİSİ BÖLÜMÜ
Dr. Öğretim Üyesi İlker Deniz BAŞUĞUR
Müzik Teorisi Bölüm Başkanı

Tematik yapısıyla Türkiye’de alanında ilk olan Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesinin üçüncü yılını kutlarken, bir yandan “az zamanda çok şey başarmanın” mutluluğunu yaşıyor, bir yandan da “baştan gönüllü” çıktığımız bu yolculuğun ilerleyen kilometrelerinde karşılaşacağımız muhtemel zorluklarına umutla hazırlanıyoruz. Yalnızca ülkemizin değil, dünyanın da en acil ihtiyaçlarından olan; diyalog, uzlaşma ve barışma kültürünün bu üniversitenin harcına özenle konulması, geleceğe yönelik taşıdığımız umudun da ana sebebidir. Aklın ve bilimin önderliğinde, farklılıkların saygıyla karşılanabildiği, üretim merkezli, kendini, çevresini ve dünyayı tanıyan bireylerin yetiştiği sağlıklı bir ortamda bulunmanın ayrıcalığı ile bu topraklar için onlarca, yüzlerce fidan dikmenin haklı gururunu yaşıyoruz. Amacımız bu fidanların “alnında ışığı ilk hissedenler” ormanına dönüşmesi ve ülkemize hayat enerjisi vermesidir. Bu kavrayış ve ilerlemeyi destekleyen önemli faktörler ise mevcut öğrencilerimiz, kurulduğumuz ilk günden bu yana giriş sınavlarına başvuran binlerce adayımız ve dolayısıyla toplumumuzun bizlere gösterdiği teveccühtür. Bu temel amaca giden yolda en büyük şansımız, Üniversitemizin Kurucu Rektörü Prof. Erol Parlak’ın bu yönde oluşturduğu uyumlu çalışma iklimi ve ortak akıl ile hareket etme anlayışıdır. Başından beri özenle çizilen bu çizgi personele sonuç odaklı çalışma pratiği kazandırmıştır. Bu yazıda, genel olarak kuruluşundan bugüne alınan yolu, Üniversite ve Müzik Teorisi Bölümü penceresinden yorumlamaya çalışacağım.


Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi


Üniversite bünyesinde kuruluşundan bugüne kadar yapılanların kısa hikâyeleri, parçaları bir araya getirdiğimizde büyük resmi görmemizi sağlayacak ipuçları olarak değerlendirilebilir. Atılan adımların her biri, -benzer tüm diğer kurumların da olduğu gibi- Üniversitemizin ülke ve toplumumuz açısından önemini, bu önemin bizlere yüklediği sorumluluğun farkında olduğumuzu gösterecek niteliktedir. Yol hikâyemiz şu şekilde başlar: