Page 9 - Müzik ve Sanat Dergisi
P. 9

Cesur, korkusuz





                              ve dik duruş












                Yeşilçam’ın yakışıklı jönü, Türk sinemasının
                     unutulmaz ismi Cüneyt Arkın’ın kıymetli

                                               hatırasına...



                  alkoçoğlu’ndan,    Bat-   Annesi Halise Hanım ise on üç ço-   makla yetinmiyor, yazıyor ve çeşitli
                  tal  Gazi’den,  Kara  Mu-  cuk  doğurmuş;  ancak  yoksulluk-  dergilere gönderiyordu.
        Mrat’tan            bahsediyoruz.  tan, bakımsızlıktan onunu toprağa  Büyük  ablasını  doktor  yokluğun-
        Birçok  tarihi  karaktere  can  veren  vermiş olmanın acısından olacak ki  dan  kaybetmiş  olmanın  da  etkisi
        Yeşilçam’ın  yakışıklı  jönlerinden  sessiz, sakin ve sabırlı bir kadınmış.  olacak  ki,  üniversite  eğitimi  için
        olan Cüneyt Arkın’dan.              Arkın  “Asla  şikayet  etmez;  varla  gittiği İstanbul’da  Tıp Fakültesin-
        Dövüş  sahneleri  ve  canlandırdığı  yok arasında yaşardı.” diye bahse-  den mezun oldu. Okuyabilmek için
        karakterlerle  hafızalarımıza  kazı-  der biricik annesinden.           derslerinden  geriye  kalan  zaman-
        nan Cüneyt Arkın sadece bir aksi-   Hayatta kalan üç kardeşten en bü-   larda inşaatlarda çalıştı. Bu sırada
        yon yıldızı değildi. Onun filmlerin-  yüğü genç yaşta hastalıktan kaybet-  arkadaşlarıyla şiirlerin, hikayelerin
        de birçok duyguyu yaşardık; öfkeyi,  tiği büyük ablasıydı. Arkın annesi-  yer aldığı,  “Erek” adını verdikleri
        aşkı, dostluğu, fedakârlığı, pişman-  ne benzetiyordu güçlü, çalışkan ve  bir  dergi  bile  çıkardılar. Tıp  eğiti-
        lığı… Filmlerinde bir tek korkuya  sessiz  oluşunu.  Cüneyt’in  “Bozkır  minde ilerledikçe evlerde hasta ba-
        rastlamazdık… Cesur, korkusuz ve  Ağustosunun zerdalisi gibi tatlı çil-  kıcılığı yapmaya başladı.
        dik duruşu ile seyircisini büyülerdi.  liydi”  diye  anlattığı  küçük  ablası  Üniversiteden  sonra  memleketine
        Bu korkusuz adamın hayat hikaye-    ise üçüncü çocuğuna hamile kalana  geri döner ve askerlik yaşının gel-
        sini de paylaşmak isteriz sizlerle, ne  kadar  hayattaydı.  Onları  kaybet-  mesiyle  askere  gider.  Yedek  subay
        hayatlar  var  dedirten  tarzdan  bir  mek çok sarsmıştı o sevgi dolu ço-  olarak askerliğini yaparken sinema
        hayat hikayesi...                   cuğu. Biliriz ki ölüm çaresiz bırakır  ile tanışır. Cüneyt’in askerlik yap-
        Cüneyt,  8  Eylül  1937’de,  Eskişe-  insanı hele ki çok sevdiğimiz insan-  tığı  yerde  Halit  Refiğ  yönetmenli-
        hir’in  merkezine  bağlı  Karaçay  lara iliştiyse…                      ğinde  “Şafak  Bekçileri”  filmi  çe-
        köyünde Halise Hanım ve Hacı Ya-    Eğitim  hayatında  ise  tüm  bu  yok-  kiliyordu bu sayede Halit Refiğ ile
        kup Bey’in on üç çocuğundan biri  sulluğun,  yokluğun  içinden  doktor  tanıştılar.  Askerlik  bittikten  sonra
        olarak  dünyaya  geldiğinde  ailesi  çıkacaktı. Annesinin  ısrarıyla  baş-  1963 yılında ‘Artist’ dergisinin dü-
        ona “Fahrettin Cüreklibatır” adını  ladı okula. Çocukluğu boyunca en  zenlediği  oyunculuk  yarışmasına
        verir. Yoksulluk içinde yaşayan bu  sevdiği hikayeler, menkıbeler oldu.  katılan Arkın birinci olur. Halit Re-
        güzel  aile;  sevgi,  sabır  ve  bilgelik-  Bir gün kamera karşısında bu kah-  fiğ’in “Gurbet Kuşları” filmini çek-
        le  yetiştirdi  çocuklarını.  Onlarda  ramanlara can vereceğinden haber-  tiği dönemde tekrar karşılaştılar ve
        Anadolu insanının emek kokan ha-    siz, Battal Gazi, Köroğlu hikayele-  Refiğ’in teklifi ile Arkın’da bu film-
        yatı vardı.                         rini okuyarak büyüdü.               de rol alarak sinemaya ilk adımını
        Babası  Yakup  Bey,  toprak  kadar  Sanata olan ilgisi lise yıllarında çık-  atmış olur.
        sabırlı ve bilgili biriymiş. Tüm hay-  tı  ortaya.  Eskişehir  Atatürk  Lise-
        vanları, ekinleri, yıldızları, yağmu-  si’nde  öğrenimine  devam  ederken
        ru çok iyi tanır, ilaçlar yapar ve do-  sevdiği hikayeleri okumakla yetin-
        ğanın  ona  öğrettiği  ne  varsa,  o  da  miyor,  yazıyor  ve  çeşitli  dergilere
        çocuklarına aktarmaya çalışırmış.   gönderiyordu.



                                                         -9-                                                       9
   4   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14