Page 70 - Müzik ve Sanat Dergisi
P. 70

Barkta Bulunan



        Yazıtın Önemi Nedir?









         2016’da Uluslararası Türk Akademisi ve Moğolistan Arkeoloji Enstitüsü tarafından başlatılan kazılar, Moğolistan’ın Nom-
         gon bölgesinde gerçekleştirilmiştir. Kazı alanı, drone ile kuşbakışı incelemenin yapılması sonrasında bir köşesi hafif yüzeyde
         kalan sunak taşının görülmesiyle tespit edilmiştir. Sunak taşı, eski dönemlerde Türklerin, dini inanışları gereğince Tanrıya
         kurban adayıp, sunma işlemlerini yaptığı taşlar olarak açıklanmaktadır. Sunak taşları Türk tarihinde genellikle Kağanla-
         rın barklarında  mevcuttur. Daha önceki kazılarda Bilge Kağan ve Kültigin barkına ait sunak taşları bulunmuştur. Sunak
         taşının tespit edilmesiyle birlikte arkeologların buranın bir kağana ait bark olabileceği düşüncesini güçlendirmiştir. Nitekim
         bölgedeki kazılar sonrasında, dizlerinin üzerine oturmuş kağan heykeli, elli adet balbal, aslan ve iki yavrusunu sembolize
         eden heykel, koç ve koyun heykelleri, aslan yüzü tasvir edilmiş kabartma ve kaplumbağa sırtına yerleştirilmiş anıt ortaya
         çıkarılmıştır.  Anıtın  sadece  baş  kıs-
         mı  bulunmuş  ve  üzerindeki  Türkçe
         yazılar  transkript  edilmiştir.  Yazıtın
         üzerine  Türkçenin  yanı  sıra  Soğdça
         ve  Brahmice  de  kullanılmıştır.  An-
         cak  kazı  döneminin  sona  ermesi  se-
         bebiyle çalışmalar yarıda kesilmiş ve
         yazıtın  ana  gövdesi  bulunamamıştır.
         Arkeologlar  kazı  döneminin  tekrar
         açılmasıyla  kazıların  devam  edece-
         ğini ve yazıtın geri kalan ana gövde-
         sinin  de  bulunacağını  ifade  ettiler.
        Barkta


        Bulunan

        Yazıtın


        Önemi


        Nedir?




        Yazıtlar, Türk tarihinin araştırılmasında oldukça önemli kaynaklar konumundadır. Moğolistan, Nomgon’da 2016’da başla-
        yan arkeolojik çalışmalara kadar Türkçe yazılmış en eski kaynak olarak Çoyr yazıtı ve Orhun kitabeleri gösterilmekteydi.
        2022 yılının Ağustos ayında yapılan kazılar sonrasında yeni bir Türk mezarı tespit edildi ve çalışmalar ışığında bulunan
        yazıtın, Türkçe’nin en eski kaynağı olma ihtimalini ortaya çıkardı. Çoyr yazıtının 690’lı yıllara ait olduğu bilinmektedir.
        Orhun kitabeleri ise: Bilge Kağan, Kültigin ve Vezir Tonyukuk adlarına dikilmişti. Bilge Kağan döneminin 717 yılında baş-
        laması sebebiyle kaynak tarihi 717 yılı kabul edilmektedir. “Türk” adının geçtiği en eski Türkçe metinse Bilge Kağan yazı-
        tıdır. Son kazılar ışığında bulunan anıt-mezarın ise Bilge Kağan ve Kül Tigin’in babası, II. Göktürk Kağanlığının kurucusu
        İlteriş Kutluk Kağan’a ait olabileceği öne sürülmektedir. Yazıt üzerinde tespit edilen ve okunabilen kısmında “İnek Yılı Do-
        kuzuncu Ay” ve “Kutluk Kağan” ifadeleri yer almaktadır. II. Göktürk Devleti kurucusu İlteriş Kutluk Kağan ve Bilge Ka-
        ğan arasında 3 İnek yılı bulunmaktadır (Bunlar; 681-701-713 yılları). Bundan dolayı anıtın 691-716 yılları arasında hüküm
        süren Kapgan Kağan’a ait olması da ihtimal dâhilindedir. “Kutluk Kağan” ifadesinden yola çıkılarak akla ilk gelen İlteriş
        Kutluk Kağan olsa da “Kutluk” unvanının sıklıkla Göktürklerde kullanıldığı bilinmektedir. Bu konu yazıtın eksik kısmının
        bulunmasından sonra netlik kazanacaktır. Bu yazıtın diğer yazıtlara bakılarak kırıldığının görülmesi iç veya dış düşmanlar

    70         Bark; Eski Türkçede ev, konut ve mülk anlamına gelen sözcüktür. Eski Türk Kağanlarına ait olan yerler.
   65   66   67   68   69   70   71   72   73   74   75