Page 216 - Milletlerarası Sempozyum Bildiri Kitabı
P. 216
kullanarak, milli ruhta eser yaratma çabaları dönemin diğer Türk cumhuriyetlerinde de yaygın bir
sanatsal eğilimdir.
Aslında “biçimce millilik” ilkesini 1960’ların genç kuşak sanatçıları gerçekleştirmiştir. Bu
ressamların soğuk akademizme karşı çıkmaları, modern biçim arayışları, bir önceki kuşağın sert
tepkisiyle karşılaşmışlardır. 1960’lar Azerbaycan Resim sanatında özgün arayışlar, yeni formlar,
yerel konu ve renkler hâkimdir. Ressamlar genel olarak Sosyal Gerçekçiliğe bağlı kalmakla beraber,
milli ve yerel değerleri, halk yaşantısı ve folklorun kendine haslığını eserlerine yansıtmışlardır.
1950’li yıllara kadar “sosyalist realizmi” doğrultusunda şekillenen Azerbaycan resim sanatı, 1960’lı
yıllara gelindiğinde, döneme damgasını vuran yenilikçi dalganın da etkisiyle yeni bir evreye
girmiştir. Fakat her toplumun kendi iç dinamiklerinden, yöresel ve ulusal karakterinden kaynaklanan
varlığını koruma ve sürdürme içgüdüsü, Azerbaycan resim sanatında kimlik sorunu şeklinde ortaya
çıkmıştır (BAĞIROV, 2000).
Uzun yıllar sosyalist realizmiyle şekillenen Sovyet resim sanatının monoton ve
samimiyetsiz yapısı, 1960’lı yıllara gelindiğinde çağın taleplerini karşılayamaz ve hareketliliğini
yansıtamaz bir duruma gelir. Dönemin sanatçıları kendi köklerine dayalı “çağdaş milli sanat”
ilkesini benimser ve Doğu-Batı sentezini özgün bir şekilde uygulamaya çalışırlar. 1960’lar kuşağı
Azerbaycan sanatçıları da başta minyatür olmakla, halı-kilim sanatı, milli mimarlık formları, kaya
çizimleri, kadim Türk heykelciliği vb. geleneksel sanatların bir takım verilerinden hareketle çağdaş
sanat yaratmayı çıkış noktası olarak görürler. 1960’lı yıllarda Sovyet Birliği’nde Kruşçev dönemiyle
başlayan demokratikleşme çabaları kendi etkisini öncelikle kültür ve sanat alanında bulur. Bütün
Sovyetler Birliği’ni etkisi altına alan yenileşme harekâtı, Stalin dönemi sonrası insanlara derin bir
soluk alma imkânı sağlar. Özellikle, sinema, tiyatro, resim ve mimaride yenilikçi arayışların oraya
çıkması bu dönemin en karakteristik özelliğidir. Stalin döneminde yarıda kalmış modern sanat
anlayışları yeniden gündeme gelir. Bütün bunlara rağmen soyut resim anlayışı şiddetle
reddedilmiştir (ENVEROĞLU, 2005).
Bu dönemde yetişen Azerbaycan ressamları içerisinde Tahir Salahov, Tuğrul
Narimanbeyov, Rasim Babayev, Cevat ve Tevfik Mircavadov kardeşleri, grafik sanatında Ali Ekber
Rızakuliyev gibi sanatçılar çok önemli bir yere sahiptir. Bu sanatçılar yoğun bir şekilde sürdürdüğü
yöresellik ve ulusallık arayışları özgün bir resim geleneğinin doğmasına vesile olur. ”Apşeron
Mektebi” diye tanınan bu ekol kendi etkisini hala sürdürmektedir. 1960’larda yaygınlaşan
Sovyetlerin “sert üslubunun” Azerbaycan sürümü Azerbaycan-Türk halılarının negatif-pozitif düzen
sistemini, minyatürlerin ve milli motiflerin leke düzenini, kadim Türk heykelinin kendine has
plastiği ve doku zenginliğini yansıtmaktadır. 1960-1970’li yıllar aynı zamanda, Çağdaş Azerbaycan
Resim sanatında yenilikçi ve ulusalcı arayışların da başlandığı dönemdir. “Novator-yenilikçi”
kanadın temsilcileri olan T. Cavadov, M. Cavadov, R. Babayev, T. Narimanbeyov, K. Efendiyev,
E. Aslanov, S. Kurbanov vb. aynı zamanda milli ve yerel sanat arayışlarının en etkin isimleridir.
Gobustan kaya çizimleri, minyatür ve milli mimarlık formları, halı ve kilim sanatı vb. geleneksel
değerler bu sanatçıların tükenmez ilham kaynağı olmuştur. Bazı eleştirmenlerce Azerbaycan avant-
garde’nin fikir babası Korkmaz Efendiyev kabul edilmektedir. Onunla aynı amaçları, hatta aynı
kaderi paylaşan Mircavad Cavadov ise, tartışmasız Çağdaş Azerbaycan resminin en etkili simasıdır
(Vahabova. 2001)..
1960’lı yılarda başlayan bu hızlı gelişme 1970’li yıllarda artarak devam etmiştir. 1970’lerin
başları, Azerbaycan Resim Sanatının sözün gerçek anlamında ”milli kimliğine” kavuştuğu ve farklı
sanatsal arayışlar açısından en verimli bir dönemdir. Bu dönemin sanatçıları, milli folklor
öğelerinden doğan sembolizm ve metaforik-değişmeceli anlatım dilini, stilizasyon ve
deformasyonlarla birleştirerek, bir tür yerel ”Primitivizm” akımı ortaya koyarlar. Kaydedelim ki, bu
akım Çağdaş Azerbaycan Sanatında en çok rağbet edilen bir akımdır. Bilinçli bir şekilde naiflik
havası verilen bu eserler, ilkel sanatlara has sadelik, yalınlık, naiflik ve samimilik ölçütlerini, canlı
ve parlak renkleri kendinde birleştirmektedir. Sayılan bu hususiyetler, “yetmişliler” kuşağı sanatının
temelini teşkil eder. Bu kuşağı izleyen daha genç sanatçılar içerisinde K. Ahmed, F. Necefov, F.
Bakıhanov, E. Muradoğlu, F. Halilov, E. Askerov, N. Rahmanov, M. Abbasov, G. Yunusov, F.
Ağayev, E. Kurbanov, M. Zeynalov vb. özgün arayışları ile seçilmektedir (Vahabova. 2001).
1980’li yıllarda toplumda günden güne artan ekonomik sıkıntılar, Sovyet rejimine karşı
gizli milliyetçi hareketlerin başlamasına ve ulusal değerlere yoğun bir şekilde önem verilmesine yol
açmıştır. Daha çok şair ve yazarlar tarafından yoğun bir şekilde benimsenen bu milli ve vatansever
duygular, ressamlar tarafından minyatür ve geleneksel sanatlara yoğun bir şekilde yönelme ile
180

