Page 247 - Milletlerarası Sempozyum Bildiri Kitabı
P. 247
Giriş
Tarihimizin bize sunmuş olduğu önemli değerlerden biri olan el yazmaları, İslâm'ın kültür
birikimi, ilim ve sanat faaliyetlerinde önemli bir yere sahiptir. İslâmiyet'in kabulünden sonra yazma
eser sahasında hızlı bir gelişme kaydeden milletler, bu tür eserlerin çoğalmasına katkı sağlamıştır.
Yalnız dini yazma eserlerde değil, aynı zamanda ilmi ve edebi konularda hazırlanan el
yazmalarında da tezhip sanatı uygulanmıştır. Bilgiyi çoğaltmak ve nesillere aktarmak için kullanılan
yazma eserlerin farklı bölümlerinde kendine özgü süsleme alanları ve sayfa düzeni bulunmaktadır.
Tezhip sanatının, kitap sanatlarında uygulanan süsleme alanlarının başında zahriye sayfası, serlevha,
unvan ve hatime sayfaları gelmektedir (Biçer Özcan, 2007, 373).
Yazma eserde tezyinat alanı, metnin başladığı ilk sayfada ve yalnız yazı sahasının üzerinde
bulunuyor ise bu sayfaya unvan sayfası denir. Bu sayfalar ara başlık, fasıl başı, bahir başı, sûre başı
olarak da adlandırılır (Duran, 2012, 63). Kur'an-ı Kerimlerde sure başı denilen başlık formu, diğer
yazma eserlerde örneğin edebi eserlerde ya da divanlarda bölüm başı, söz başı ve fasıl başı olarak
da bilinmektedir. Tezhipli sayfaların tezyînat özellikleri sayfa düzenleri ve kullanılan motifler
yapıldığı dönemin süsleme özelliklerini ve beğenisini yansıtmaktadır. Unvan sayfası tezhibi düz
başlık, üçgene benzeyen şekilde kubbeli, dilimli, tepelikli, mihrâbiye ve taç tasarımlar olarak
düzenlenmektedir. Taç deseni yatay formdaki başlık üzerinde yer alır ve süslemenin temelini teşkil
eder (Özkeçeci, 2014, 172). Unvan sayfalarında kullanılan ve başlık olarak isimlendirilen alan el
yazmalarında bulunan ilk sayfanın baş kısmında bazen orta kısmında bazen de alt kısımda ki üçte
birlik alana yapılan süslemelerdir (Özen, 1985, 6).
Diyarbakır Ziya Gökalp Yazma Eserler Kütüphanesi
Diyarbakır farklı medeniyetlere ve farklı kültürlere ev sahipliği yapmış, şehirdeki ilmî
gelenek, içerisinde yer alan kütüphaneler vesilesi ile uzun yıllar devam etmiştir (Mermutlu, 2012,
88). Tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapması nedeniyle şehirde bulunan çeşitli
kütüphanelerde pek çok yazma eser nüshası bulunmaktadır. Bunlar arasında en öne çıkanı
Diyarbakır’ın ilk büyük medresesi unvanına sahip olan ve Diyarbakır Ulu Cami avlusunda bulunan
Mesudiye Medresesi’ndeki Ziya Gökalp Yazma Eser Kütüphanesidir. (Ertem, 2022, 102) ( Görsel
1)
Görsel 1: Diyarbakır Ziya Gökalp Yazma Eserler Kütüphanesi, http://www.ziyagokalp.yek.gov.tr/ Erişim
tarihi: 18.09.2023.
Diyarbakır Ulu Cami Külliyesi içinde bulunan Mesudiye Medresesi, Türkiye Yazma
Eserler Kurumu Başkanlığı tarafından Diyarbakır Ziya Gökalp Yazma Eser Kütüphanesine tahsis
edilmiştir. Artuklu Meliki Ebu Muzaffer II. Sökmen zamanında yapımına başlanan ve 32 yıl sonra
Melik Mesud lakaplı Mevdud zamanında, 1223 tarihinde tamamlanan Mesudiye Medresesi,
Diyarbakır’da yapılan ilk büyük medresedir. Melik Mesud döneminde inşası bittiği için Mesudiye
adıyla bilinmektedir (Özçelik, 2011, 26).
Ziya Gökalp Yazma Eser Kütüphanesini adını Diyarbakırlı şair Ziya Gökalp’ten
almaktadır. Kütüphanede yaklaşık 425 Türkçe, 3250 Arapça ve 130 Farsça yazma eser
bulunmaktadır. Çoğunluğu dinî ilimlerden oluşan yazma eserler iklimlendirme sistemi kullanılarak
ve ısı, nem dengesi sağlanarak korunmaktadır. Yangın ve özel güvenlik sitemiyle muhafaza edilen
eserler 2010’da Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi Restorasyon Merkezinde onarım ve
bakımları yapıldıktan sonra dijital ortama aktarılmıştır (Ertem, 2022, 103).
211

