Page 435 - Milletlerarası Sempozyum Bildiri Kitabı
P. 435
Albert müzesinde yer almaktadır. Doğuda gelişen örgüler ticaret gemileriyle Arap tacirler tarafından
İspanya’ya, oradan da İngiltere ve İskoçya’ya götürülmüştür. Yine ticaret yoluyla İtalya’ya oradan
Avrupa’ya geçtiği bilinmektedir. 12. ve 15. yüzyıl arasında yapılan Araplar’ın çok renkli çorap
örgüsü, 12. ve 16. yüzyıl arasında İspanya’ da ve İtalya’da büyük bir başarıya ulaşmış ve örgünün
kaynağını oluşturmuştur (Atay, 1987, 33).
Selçuklu dönemini gösteren Varka ve Gülşah albümünde yer alan minyatürlerde Şam
hükümdarının ve Gülşah’ın Şam’ı terkeden Varka’yı uğurlaması sahnesinde Varka’nın ayağında
görülen çoraplar ile El Cezeri’nin Kitab fi Marifet el- Hıyal el- Hendesiye (Otomata) isimli eserinde,
içki sunan köleye giydirilen çoraplar Selçuklu döneminde de çorabın kullanıldığını göstermektedir
(Barışta, 1986, 871).
Gülşah’ın Şam’ı terkeden Varka’yı uğurlaması sahnesi (Öney, 1992, 185)
El Cezeri’nin Kitab fi Marifet el- Hıyal el- Hendesiye (Otomata) içki sunan köle (Öney, 1992, 190)
Yazılı kaynaklar dışında günümüze ulaşan resim ve gravürlerde bulunan tasvirler de bu
konuda bizlere kaynaklık etmektedir. Viyana National Biblioteque, Bodleian Librar Oxford ve
British Museum’da bulunan çizimlerde 16. ve 17. yüzyılda kadın kıyafetlerinde çorabın özellikle
sokak kıyafetini tamamlayıcı olarak kullanıldığı görülmektedir. Diğer yandan 16., 17. ve 18.
yüzyıldan günümüze gelen minyatürlerde figürlerin bir grubunun kıyafetlerinin Türk çarığı ve
çoraplarla tamamlandığı ortaya çıkmaktadır. Kıyafet albümlerinin yanı sıra birçok yabancı ve Türk
ressamının tablolarında giyim kuşamın çoraplarla zenginleştirildiği gözlenmektedir. Örneğin; Türk
ressamı olarak anılan Jean Etienne Liotard’ın resimleri arasında bulunan Frenk Kadını ve Uşağı
isimli tablosunda bir figüre giydirilmiş patikler (konçsuz çorap) 18. yüzyıl konusundaki bilgilerimizi
arttırmaktadır. Aynı zamanda Osman Hamdi’nin Satıcı isimli tablosunda yer alan çoraplar ise 19.
ve 20. yüzyılda çarşıda ve pazarda satılan eşyalar konusunda bilgi sahibi olmamızı sağlamaktadır.
(Barışta, 1986, 872).
Ülkemizde örücülük çalışmalarının en güzel örneklerini köylü çorapları ve iğne oyaları
oluşturmaktadır. Çorap örücülüğünün renk, kompozisyon ve teknik zenginliği yanında sosyal
olaylarla bütünleşerek geliştiği görülmektedir. Anadolu köylü çoraplarının çoğunun beş şişle
örülmüş olduğu bilinmektedir. Endüstrinin gelişimine paralel olarak örgü makinaları geliştirilmiş ve
örücülük tekstil endüstrisi içerisinde yerini almıştır. El örgüleri Türk kadınının ince zevki, güzele
olan eğilimi ve moda akımları ile gelişmiş ve günümüze kadar önemini korumuştur (Atay, 1987,
34).
Anadolu’da sosyal bir nitelik taşıyan çorap örücülüğünün her yaştaki bireyler tarafından
uygulandığı görülmektedir. Hammaddesinin kolay temin edilmesi ve kullanılan araçların taşınabilir
olmasından dolayı her yerde ve her zaman çorap örücülüğü yapılabilmektedir. Maddi kültürümüzün
399

