Page 145 - Milletlerarası Sempozyum Bildiri Kitabı
P. 145

tutulan mübadillerin yanlarında getirdikleri günlük kullanım eşyaları, belgeler ve fotoğraflardan
                     oluşan  bir  koleksiyona sahiptir.  Müzede sergilenmekte  olan 6 adet düz dokuma  yer almaktadır.
                     (web1).  Burada  bahsi  geçen  göç,  temel  manasıyla  şahısların  ya  da  bir  toplumun  hayatlarının
                     tamamını veya bir parçasını geçirmek üzere bütünüyle ya da geçici bir süre için bir iskân ünitesinden
                     diğerine yerleşmek kaydıyla yaptığı coğrafi yer değiştirme hareketinden ziyade mübadele olarak
                     nitelendirilen farklı ülkelerinin yurttaşlarını din esası üzerine tehcir ve zorunlu göçüdür. Bu nedenle
                     zorunlu göçe Mübadele, zorunlu göçe tabi tutulan kişilere ise mübadil denilmektedir (Sepetçioğlu,
                     2014, 50).
                            Dönemin şartlarına bağlı olarak bir anda yaşadıkları ülkenin tebası konumundan azınlık
                     statüsüne düşen Türklerin  Yunanistan ve Balkanlardaki fetih ve yerleşim  sürecine baktığımızda
                     Büyük Roma İmparatorluğu’na bağlı Latin ve Bizans yönetimi altındaki Yunanistan’da Osmanlı
                     egemenliği, 1361 Dimetoka'nın alınmasıyla başlayıp ve 1461'de Mora'nın fethiyle önemli ölçüde
                     tamamlanmıştır (Delilbaşı, 1987, 80). Osmanlı devleti bu süreçte belirli periyotlarla ele geçirilen
                     yerlerde hemen iskân siyasetini uygulamaya koymuş, Batı ve Orta Anadolu’dan Yörükler diye tabir
                     edilen bizzat konar-göçer, yaylak-kışlak hayatı yaşayan, göçebe Türkmen aşiretleri ele geçirilen
                     yerlere  yerleştirmiştir.  Bu  durum  ele  geçirilen  toprakların  "Türkleştirilmesi  ve  Şenlendirilmesi"
                     şeklinde  de  ifade  edilmiştir  (Tufan,  1992:  926).  Osmanlılar  böylece  hem  Yörükleri  Balkanlara
                     yerleştirerek  onları  yerleşik  hayata  geçirmiş,  üretimi  arttırarak  bölgedeki  Türk-İslam  unsurunu
                     arttırmayı  hedeflemiştir.  Diğer  yandan  da  bu  politikanın  çok  yönlü  olumlu  sonuçlarından
                     faydalanmayı ummuşlardır (Çelik, 1990, 60).





















                                                 Fotoğraf 1. Alaçam Mübadele Müzesi
                            Osmanlı  Devleti,  1912  yılında Balkan  Savaşı sonrasında Rumeli'deki  topraklarının
                     neredeyse tamamına yakınını kaybedince bölgede yaşayan Müslüman Türkler Osmanlı tebaasıyken,
                     bir anda başka bir devletin azınlık statüsündeki vatandaşları konumuna düşmüştür. (Tepealtı, 2019,
                     92).   Yunanlar  tarafından  potansiyel  tehlike  olarak  görülen  Müslüman  Türkler,  Selânik  ve
                     çevresindeki  şehirler  ile  birlikte  adalarda  yoğun  baskı  ve  yer  yer  katliamlara  maruz  kalmıştır.
                     Yunanistan ve Türkiye'deki azınlıkların sorunlarının daha da artması üzerine Lozan şehrinde barış
                     antlaşmasının  hazırlığı  için  görüşmeler  başlanmış,  24  Temmuz  1923  tarihinde  Türkiye  ile
                     Yunanistan arasında mübadeleyi öngören sözleşme imzalanmıştır (Arslaner, 2017, 22).
                            Lozan Barış Anlaşmasına konulan ek protokolle  24 Temmuz 1923 yılında kabul edilen
                     Türk Rum   Ahali   Mübadelesi  Mukavelenamesine   göre,   İstanbul   ve   Batı  Trakya
                     haricinde Anadolu’daki  Rum  Ortodoks  halk  ile  Yunanistan’daki  Müslüman  halkın  zorunlu
                     mübadelesine karar verilmiş, yaklaşık 500bin Müslüman Türkün büyük göçüne sebep olmuştur. Bu
                     tarihler  arasında  Samsun’a  göç  ettirilen  Mübadillerin  bir  kısmı  önceki  mesleklerine  uygun
                     çalışabilecekleri  Alaçam,  Tekkeköy,  Bafra,  Ondokuzmayıs,  Çarşamba  ve  Terme  ilçelerine
                     yerleştirilirken bir bölümü de kara ve tren yolu ile Tokat, Amasya, Çorum, Sivas, Yozgat ve Niğde
                     başta  olmak  üzere  daha  iç  bölgelere  taşınmıştır  (web1).  Türk Rum  Ahali  Mübadelesi
                     Mukavelenamesine göre zorunlu göçe tabi tutulan mübadiller, yanlarında yalnız taşıyabilecekleri
                     kadar günlük kullanım eşyası, belge ve fotoğraf getirebilmişlerdir. İmzalanan sözleşmede her ne
                     kadar  taşıyabilecekleri  eşyaların  götürülmesine  izin  verileceği  belirtilse  de  göçe  tabi  tutulan
                     mübadillerin  ifadelerinde  taşıyabilecekleri  eşyalar  arasında  maddi  değeri  yüksek  eşyalara  el
                     konulduğunu  ifade  etmişlerdir.  Bu  da  müzede  ki  eserlerin  sayısının  ve  çeşitliliğinin  azlığını
                     açıklamaktadır.  Zorunlu  göçe/mübadeleye  tabi  tutulan  mübadillerin  yaşadıkları  topraklarda  çok




                                                           109
   140   141   142   143   144   145   146   147   148   149   150