Page 203 - Milletlerarası Sempozyum Bildiri Kitabı
P. 203
aslında süreç ile gündeme gelmektedir. Postmodern dönem ile birlikte kabul gören yaratım sürecinin
sonucuna oranla daha öenmli olduğu düşüncesi entropi-sanat ilişkisi göz önüne alındığında ilk göze
çarpan durum olmaktadır. Aynı zamanda geri döndürülemezlik yani tek yönlü bir yaratım süreci de yine
rastlantı kavramının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu bildiri de, Postmodern dönemde entropi
kavramının ne şekilde karşımıza çıktığı, çeşitli sanatsal çalışmalar ile örneklendirilerek verilmeye
çalışılmıştır.
1. Postmodern Sanat
Postmodern sanat, içinde birçok yapıyı barındıran eklektik bir sanat hareketidir. Modernizme
olan tepkisinin beraberinde modernizmi reddetmeyerek aynı zamanda içinde barındıran postmodern
sanat, çoğulculuğu benimsemektedir. Modernizmin katı anlayışlarını daha yumuşak biçimde ele alarak
nesne ile ilgilenmiştir. Modernizmin katı kurallarının nedenlerinden biri akılcılığı benimsemesidir.
Dolayısıyla modern sanatın devamında sanat alanında rasyonalist tutumlar görülmüştür. Bu dönemde
objenin ve nesnenin varlığı ile biçim arayışları başlamıştır. Postmodern dönemle birlikte ise modern
dönemde görülen rasyonalist hareketler tamamen reddedilmiştir. Objelerin biçimlerinin çözümlenmesi
gereksiz görülerek biçim reddedilmiştir. Soyut sanat ile başlayan sanatta entropi kavramının varlığı yani
bir düzensizleşme, postmodern dönemde karmaşık, düzensiz resim ve enstalâsyonlar da kendini
göstermektedir. Bunun sebebi entropi kavramı göz önüne alındığında evrende tüm biçimlerin zamanla
yok olmaya doğru gitmesidir. Dolayısıyla zamanla yok olup gidecek olan biçimde Postmodern sanatın
cevapları bulunmamaktadır. Modernizm ile birlikte soyutlama ile nesnelerin resimden atılması,
postmodern dönem ile birlikte nesnelere hükmetmek olarak şekil değiştirmiştir. Modernizm, akılcılık,
bilim, ilerleme konuları üzerinde durup onlara yönelirken, postmodern sanat tüm bu kavramları bile
sorgulamamaktadır (Fineberg, 2014). Lyotard’a göre Modern sanat “sunulmayanın var olması olgusu”nu
sunar (Lyotard, 1997). Modern sanat gerçekte olmayanın, üretilmemiş ve yansıtma yoluyla tüketilmeyen
sanat nesnesinden bahsederken, Postmodern sanat, eriyen tüketilen nesnelerin kullanımına yönelik
mesajlar vermektedir.
Postmodern söylem, modernizmin getirdiği sanat ve estetik anlayışını
yaklaşık olarak 1960’lı yıllardan itibaren sorgulamaya başlamıştır.
Postmodern söylemin pek çok bileşeni sanat ve estetik anlayışını sadece
tanımlamakla kalmayıp, aynı zamanda bu anlayışı dönüştürmeye başlayan
pratiklere de sahne olmuştur. Danto (2010:35), Postmodern sanatı “tarih
sonrası sanat” olarak nitelendirirken, toplumsal düzen, kültür ve sanatı
belirleyen tüm entelektüel birikimi eleştiren Dubuffet (2010:72) ise yapıcı
olanın yalnızca nihilizm (inkarcılık) olduğunu öne sürmüştür. Baudrillard
(1998) ise simülasyonun sanatı tamamen ele geçirdiğini ve artık sanatın
olmadığını iddia etmiştir. Tüm bu bileşenler, bugün Postmodern sanatın
neyi temsil edip etmediği, bir başka söylemle bugünün sanatının temsil
boyutunu yeniden sorgulamayı ve tartışmayı anlamlı kılmaktadır (Alp,
2013, s.42).
Postmodernizm, modernizmin fikir ve değerlerine karşı bir tepki olarak, yirminci yüzyılın ilk
ve orta on yıllarında modernizmin kültürel teori ve pratikte hakimiyetini takip eden dönemin bir tanımı
olarak görülebilir. Terim, evrensel hakikatler ve nesnel gerçeklik kavramlarının şüphecilik, ironi ve
felsefi eleştirileriyle ilişkilidir. Postmodernizm, kelime karşılığı olarak modern sonrası dönem olarak
bilinse de modernizmin bir parçası olarak kabul görmüştür. Keza modernizmin bir parçası veya devamı
olarak görülürken modernizme karşı içinde eleştiride barındırmaktadır. Postmodernizm, kaybolan
değerleri tekrar gün yüzüne çıkarmayı amaçlayan ve artık kalıplaşmış içerikleri reddeden bir düşünce
biçimidir. İçerisinde çoğulculuk, eklektizm gibi özellikleri barındıran 1960 sonrasında ortaya çıkan fikir,
ekonomi, sanat gibi birçok alanda modernizmden kopuşu ifade eden bir terimdir ve modernizmin yerini
almıştır (Giddens, 1998, 28). “Postmodernizm çeşitli sanatsal biçimlerindeki modernist üslubu karanlığa
gömerek daha eski modern biçimler üzerinde tahakküm kuran, yeni bilinç ve tecrübe biçimleri yaratan
genç kapitalist toplumun kültürel egemenidir.” (Best ve Kellner; 1998, 224). Postmodernizm, daha geniş
bir yaklaşımla 'Eski Ustalar' ve 'Modern sanat'ın son derece seçici kanununa meydan okuyan ve daha
sonra yer değiştiren, daha geniş bir sanat yelpazesini tanıyan ve hem sanatın bağlamlarını hem de sanat
tarihinin doğasını araştırmakla ilgilenen bir 'yeni sanat tarihini' teşvik etmiştir.
167

