Page 449 - Milletlerarası Sempozyum Bildiri Kitabı
P. 449
saklamada kullanılan çuvalların genellikle “ala çuval” olarak adlandırıldığı, ancak gıda (erzak)
çuvallarının içine konan erzağa göre farklı yöresel isimler aldığı görülmektedir. Soysaldı (2022)
erzak çuvallarını bulgur, un, harar/haral (hububat için) olarak üç ayrı gruba ayırmaktadır. Aydın
(2011) ise çalışmasını Gazipaşa bölgesi ile sınırlandırarak araştırmasında yoğurt, peynir, yağ gibi
malzemeler için toplu çuval; buğday, arpa gibi kuru gıdalar için yoz çuvalın ve un çuvallarının
kullanıldığını belirtmektedir. Aynı çalışmada, çuvallar boyutlarına göre de isimlendirilmekte, bel
yüksekliğinde olanlar beldari, büyük boyutlu olanlar haral (harar), küçükleri ise dimi, gireniz,
seklem adını almaktadır (Aydın, 2011, 21; Ölmez ve Etikan, 2014).
Türk kültüründe bu kadar çeşitliliğe ve öneme sahip olmasına rağmen çuvalların
günümüzde ki kullanım durumu azalmıştır. Şerife Atlıhan’ın (2011,5) makalesinde yer alan
bilgiler ise bu konuya dikkat çekmektedir:
“Şimdi 2010 yılındayız. Araştırmamızın üzerinden tam 23 yıl geçti. Kirkitli
dokumaların bu bölgede son durumuna bakıldığında dokumaların birçoğunun elden çıkarılmış
olduğunu ve buradaki köylerde tarım yapılması nedeniyle artık dokumaların yapılmadığını ve
bunun yerine naylon hasır veya makine dokuma kilim ve halılarının kullanıldığını görmekteyiz.
Araştırmanın yapıldığı 1987 yılında bile çok az yıpranmış kilim, çuval ve benzeri dokumaların
kapı önüne paspas olarak atılmış oldukları görüldü. Nedeni sorulduğunda ise; Döşemealtı’nda
genç kuşaklar kendilerini yörük olarak tanıtmak istemediklerini, yörük olarak tanınırlarsa şehirde
iş bulmakta zorluk çekeceklerini öne sürdüler. Yerleşik yaşama uyum gösterme ve hızla
geleneksel izleri silme gayreti içindeydiler. Bu nedenle de eski dokumaların modasının geçtiğini
belirterek büyüklerine bunları ortadan kaldırmalarını telkin etmekte olduklarını öğrendik.
Kullanılacak durumda olan alaçuvallara bazen giysiler konmuş olsa da görünür yerde
tutulmuyorlardı.”
Burada yer alan iki ifade oldukça önemlidir. Günümüzde artık çuvalların saklama işlevi
için kullanılmayarak kapı önünde “paspas” olması kullanım işlevini, saklama işlevine devam
etmesine rağmen “görünür” yerde tutulmaması ile de kültürel olarak sembolik işlevini kaybettiğine
işaret etmektedir. Geleneksel çuvalların yerine günümüzde sentetikbazlı malzemenin sunmuş
olduğu, ucuz maliyet, dayanıklılık, kolay üretim ve elden çıkarma özellikleri nedeni ile tercih
edilmektedir. Ancak dikkat çekilmesi gereken nokta ise; kolayca elden çıkarılan bu sentetik
atıkların doğaya verdiği zarardır. Yaygın olarak polipropilenden üretilen çuvalların nadiren
dönüştürülebilir bir polimer yapısına sahip olması nedeni ile geri dönüşümü de oldukça sınırlıdır
(Sıfır Atık, 2023). Bu noktada çalışmanın sınırları ve amacı doğrultusunda çuvalların yeniden
amaçlandırma yöntemi ile farklı işlevlere sahip tekstil ürünlerine dönüştürülmesi gerekliliği net bir
şekilde ortaya çıkmaktadır.
Gıda Çuvallarının Yeniden Amaçlandırma Bağlamında Giysi Tasarımında
Kullanımı
Yeniden amaçlandırma yönteminin tarihsel süreci incelendiğinde, Buhran Dönemi’nde
başta Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok farklı kültürde un
çuvallarının giysi tasarımında gündelik ihtiyaçların karşılanmasında kullanıldığı görülmektedir.
Un çuvallarının giysi üretiminden haberdar olan, çuval üreticileri kumaşları desenli üretme yoluna
gitmiştir. Öyleki bu çuvallarda kullanılan desenler, her yaştan ve kesimden insana hitap etmek
adına farklı tarz ve stillerde tasarlanmıştır. 1960’lara kadar olan süreçte çuvalların kullanımının
desteklenmesinin belki de en büyük nedeni tasarruf ve çevre bilincinin halka yerleştirilmeye
çalışılmasıdır. Öyle ki üretimin arttığı dönemlerde bile bu çuvalların kullanımını teşvik etmek
amacı ile yarışmalar düzenlenmiştir.
413

