Page 491 - Milletlerarası Sempozyum Bildiri Kitabı
P. 491
Raman analizleri ile daha önceki FT-IR sonuçlarını destekleyen sonuçlar elde edilmiştir.
Boyalarda organik bağlayıcı kullanıldığı belirlenmiştir. Hat yazılarında siyah ve gri renklerde
karbon ve karbon siyahı (kemik karası) tespit edilmiştir. Hat yazılarında yazı çevresinde bordürlerde
kırmız renkte (P2C, P3a) Kurşun tetra oksit (Pb 3O 4)(Sülyen) görülmüştür. Düşen sıva üzerindeki
yeşil-açık siyah renkte Stibnite (Sb 2S 3)-antimonit/sülfür kullanılmıştır. Bu pigment erken dönem
Mısır’da kozmetikte ve Ortaçağ’da tuvallerde kullanılmıştır (Spring, 2003, 96).
Minber üzerindeki kırmızı renkte de Kurşun tetra oksit (Pb 3O 4)(Sülyen) belirlenmiştir. Siyah renk
de kemik karasıdır.
Hat ve minber üzerinde karbon (C) kaynaklı siyah pigmentinin kullanımı oldukça eskilere-
tarihöncesine kadar dayanmaktadır. Pigmentler genel olarak toprak kaynaklardan ve odun
kömüründen elde edilirken, antik dönemden itibaren kemik siyahı, fildişi siyahı ve is kullanımı
yaygınlaşmıştır. KRS sonuçlarına göre; pigmentinin doğal kaynaklı mineralinden elde edildiği
düşünülmektedir.
Ahşap üzeri kalemişi geleneksel sanatına dair farklı bilgiler bulunmaktadır. Buna göre
ahşap malzemeye kalemişi süslemelerin yapımında ilk önce, ahşabın üzerine kaynamış bezir yağı
(Osmanlı beziri), İngiliz beziri, üstübeç (istidaç) (kurşunkarbonat) ve bir miktar murdesenk ( doğal
kurşun oksit) karışımı ile hazırlanan macun sürülerek ahşabın yüzeyi düzgün hale getirilir ve
istenilen motif boyanır. Desenler önceden kâğıt üzerine çizildikten sonra bu çizgiler delinerek kömür
tozuyla silkeleme tabir edilen metod ile zemine geçirilir. Boya olarak da Arap zamkı bağlayıcı ile
toprak boyalar kullanılır denilmektedir (Altun, 2020, 18) . Üsübeç (kurşunkarbonat) ve mürdesenk
( doğal kurşun oksit) kurşun ile ilgili olup yapılan analiz örneklerinde de rastlanmıştır. Bezir yağı,
arap zamkı bağlayıcı olarak verilirken toprak boya ile boyama yapıldığı anlatılmaktadır.
Hat yazılarında siyah renklerde karbon ( C) kaynaklı iken bordürlerdeki gri ve minber
üzerindeki siyah renk örneklerde kemik karası tespit edilmiştir. Geleneksel el sanatlarında hat
yazımında kullanılan mürekkeplerden biri de İs Mürekkebi’dir. Bu mürekkep ile ilgili olarak da
farklı bilgiler bulunmaktadır. Buna göre bu mürekkebin ana maddesi olan is, beziryağı, balmumu,
neftyağı, son devirde de gaz yağı gibi maddelerin Edirnekapı/Ayvansaray arasında, Bizans
devrinden kalma Tekfur Sarayı’ndaki ishanelerde yakılmasıyla elde edildikten sonra
Vezneciler’deki mürekkepçilere satılır; onlar da arapzamkı eriyiği ve sair maddelerle isi taş
havanlarda döverek is mürekkebini imal ederlerdi (Derman).
Şeyh Şabani Veli Camisi’nde kullanılan taşlar metakumtaşları olarak belirlenmiştir.
Bölgenin jeolojisine uyumludur. Bu oluşum Orta Pontid metamorfik süperkarmaşığı bünyesinde
Esenler Karmaşığı içerisinde mavişist fasiyesinde görülen fillit, metakumtaşı ve metabazit
kayaçları ile uyumludur (Çelik, 2016, 217).
Sonuç
Şeyh Şabani Veli Camisi’nden alınan harç-sıva, taş, tuğla ve pigment türü malzemeler
üzerinde arkeometrik analizler yapılmıştır. Petrografik analizlere göre yapıda kullanılan taşlar
metakumtaşı olarak tanımlanmıştır.
Harçlar: üç çeşit harç belirlenmiş. Bunlar killi kerpiç harcı (H1,H2,H3), kireçli (H4,H5,H6,
H8, H9, H10, H11) ve çimentolu (H7) harçtır.
Mihrap farklı dönemlerde tamir görmüş ve en son tamir sırasında çimentolu harç kullanılmıştır.
Türkiye’de çimento kullanımı 1950’lerden sonra yaygınlaştığı düşünülürse yakın zamanda yapılan
uygulama ile ilişkili olmalıdır.
Sıvalar kaba ve ince sıvalar 5 gruba ayrılmaktadır. Kaba sıvalar da kendi içinde 3 gruba
ayrılırken ince sıvalar da kendi içerisinde 2 gruba ayrılmaktadır. Düşmüş üzerinde hat olan
sıvalardan biri kaba sıva ile ince sıvası aynı içeriğe sahiptir. Bu sıva organik kıtık içermemektedir.
Ayrıca bu sıvada nefaset sıvası da yoktur. Buna göre hat yazısı bulunan iki tür sıva belirlenmiştir.
Birincisi günümüzde korunmuş olan, kıtıklı kaba sıva üzeri+ kıtıklı ince sıvalı ve onun üzerinde de
nefaset sıvası olan duvar üzerinde olandır. Diğeri de kaba sıvası ve ince sıvası aynı harç içerikli, alçı
bulunduran, kıtık ve nefaset bulunmayan sıvadır. Bu sıva korunmuş olarak cami içerinde
belirlenmemiştir. Düşmüş olarak bulunmuştur. Bu durum farklı dönemlerde onarım yapıldığı
görülen camiide kendi döneminde bir nedenle dökülmüş sıvalarda yapılan onarımı çalışmalarında
orijinal sıvadan farklı malzeme içeren sıva kullanımından dolayı bu onarım sıvaları daha önceki
dönemde tekrar dökülmüş olmalıdır.
Sıva üzerine yapılan hat yazısı ve bordürlerde pigment olarak doğal mineral-toz boya ile
organik bağlayıcılar kullanılmıştır. Burada sıva üzerinde boylarda bağlayıcı olarak yağ
kullanılmıştır.
455

