Page 499 - Milletlerarası Sempozyum Bildiri Kitabı
P. 499
bilinmektedir. 4283 envanter numaralı eserin hangi tarihte kaleme alındığı belli olmadığı için eserin
süslemesinden yola çıkılarak bir çıkarımda bulunulmaya çalışılmıştır. Eserin cilt süslemesine
bakıldığında özellikleri bağlamında saz yolu üslubunu yansıttığı görülmektedir, ayrıca şemsenin iki
ucuna dendanlara bitişik olarak tasarlanmış penç motifi (Kara Memi’nin kuralsız düzen (Dilber,
2021, 273) olarak ortaya koyduğu çalışmalarının bir uzantısı olarak düşünülebilir) açısından
değerlendirilirse 16. yüzyıl süsleme anlayışını yansıttığı söylenebilir. Süslemeleri aynı olan 4254,
4255, 4256, 4257, 4258, 4259, 4260, 4261, 4262, 4263, 4264, 4265, 4266, 4267, 4268, 4273, 4269,
4270 (H.1133/M.1721), 4271, 4272, 4274, 4275, 4276, 4277, 4278, 4279, 4280 (9 Recep
H.1271/M.1854), 4281 (Recep 1266 Hicri/Mayıs 1850) ve 4282(H.1021/1144-M.1612/1731)
envanter numaralı eserlerin sadece 4 adedinin istinsah tarihi bellidir. Eserlerin cilt süslemeleri
açısından bakıldığında saz yolu üslubunu yansıttığı ve 16. yüzyıl süsleme anlayışını taşıdığı
görülmektedir. Fakat 4 eserin istinsah tarihleri 18. ve 19. yüzyılı göstermektedir. Bu açıdan
değerlendirildiğinde Osmanlı kitap sanatında tezhip ve halkar teknikleriyle saz üslubunda
çalışmaların 18. yüzyılın sonuna kadar çok azda olsa devam ettirildiği görülür (Mahir, 2015, 193).
2 eserin 19. yüzyılda istinsah edildiği görülmektedir. Fakat İncelenen 29 cüzün hepsinin süslemesi
aynı olduğu için sonraki dönemde yapılmış olsa bile aynı Kur’an-ı Kerimin cüz takımında yer aldığı
için cilt süslemesinin diğer eserlerle aynı süsleme kalıbıyla oluşturulduğu söylenebilir. 29 adet olan
Kur’an cüzlerinin 25’inin istinsah tarihi belli değildir. Fakat tarihi belli olan diğer 4 eserin tarihleri
baz alınırsa ve süslemeleri açısından benzerlik göstermeleri hasebiyle yakın dönemlerde ya da aynı
dönemlerde yapılmış olabileceği düşünülebilir. 4310 envanter Numaralı Kur’an- Kerim cüzünün
istinsah tarihi H789/M1387-88’dir ve 14. yüzyıla ait olduğu söylenebilir. Eserin cildinin süsleme
özellikleri dikkate alındığında cilt kabı ve mıklebinde yer alan şemse (geometrik süsleme) ve bordür
süslemesinin tipolojik olarak Anadolu Selçuklu üslubunu yansıttığı görülmektedir. Bu üslubun 15.
yüzyılın 2. yarısına kadar uygulandığı (Arıtan, 1993, 556) kaynaklarda geçmektedir. Dolayısıyla
eserin süslemesinin de eserin yazıldığı tarihi yansıttığı söylenebilir. 4284, 4286, 4287, 4288, 4289,
4294, 4293, 4292, 4291, 4290 envanter numaralı Kur’an-ı Kerim cüzlerinin istinsah tarihi belli
değildir. Eserlerin cilt süslemeleri dikkate alındığında şemsede yer alan geçme ve girift örgülü
süslemenin Selçuklu ciltlerinde daha çok görüldüğü (Arıtan, 1993, 556) bilinmektedir. Bu açıdan
değerlendirildiğinde eserlerin süsleme açısından Selçuklu dönemini yansıttığı söylenebilir. 4306
Envanter Numaralı Kur’an-ı Kerim cüzünün H957/M1550 tarihinde istinsah edildiği bilinmektedir
ve 16. yüzyılda ait bir eserdir. Eserin cilt süslemesi incelendiğinde özellikleri bağlamında saz yolu
üslubunu yansıttığı, bu üslubun dönemi olan ve aynı zamanda eserin yazım dönemini de kapsayan
16. yüzyıl, eserin süsleme özelliklerini yansıttığı dönem olarak tutarlık göstermektedir. Yani
süsleme açısından da yazıldığı dönem özelliklerini yansıttığı söylenebilir. 4307 Envanter Numaralı
Kur’an-ı Kerim cüzünün istinsah tarihi belli değildir. Eserin cilt süslemesi açısından
değerlendirildiğinde kabın ve mıklebin yüzeyine uygulanan geometrik formda şemse süslemesi ve
bordür alanlarına yapılan ince ve geniş sarmallı bir zencereğin tipolojik olarak Selçuklu üslubunu
yansıttığı (Arıtan, 2003, 86) kaynaklarda geçmektedir. Eserin Selçuklu döneminde üretilmiş
olabileceği düşünülebilir.
Çalışma kapsamında incelenen eserlerin çoğunun tahrip olduğu, kütüphane kayıtlarından
edinilen bilgi doğrultusunda ve yerinde yapılan inceleme neticesinde eserlerin çoğunun nem ve
mürekkep korozyonuna uğradığı, haşere yeniklerinin meydana geldiği, yanık izlerinin görüldüğü ve
başarısız bir restorasyondan geçirildiği tespit edilmiştir. Ayrıca eserlerin ciltlerinin yüzeyinde ciddi
aşınmalar ve mıklep ve eserin sayfalarında kopmalar meydana geldiği görülmektedir. Eserlerin
ayrıca restorasyon ve konservasyon alanında uzman kişiler tarafından da incelenmesi ve gerekli
uygulamanın yapılması gerekmektedir.
Kaynakça
Arıtan, A. S. (1993) Ciltçilik, İslam Ansiklopedisi, C.7, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları,
İstanbul, s.551-557.
7
Arıtan, A. S. (2003) Anadolu Selçuklu ve Bu Cildlerde Zencirek Tipolojisi Denemesi, İstem,
S. 1, s.83-100.
Çakmak, Y. (2021) Türk Cilt Sanatında ‘Yazma’ Kavramı, Balıkesir İlahiyat Dergisi, S.13,
s.221-248.
Dilber, M. (2021) Ankara Milli Kütüphanesinde Bulunan 3838 Envanter Numaralı El
Yazması Eserin Kitap Sanatları Açısından İncelenmesi, Sanat Dergisi (Atatürk Üniversitesi GSF)
S.37, s.262-276.
463

