Page 548 - Milletlerarası Sempozyum Bildiri Kitabı
P. 548
kültürü bakımından, doğal olarak “dönemin en temel ve en güçlü çekim merkezi” olmuştur (Uçan,
2000:70).
Türk dünyası müzik kültürü incelendiğinde, etkileşimin daha çok sınır komşuları ve aynı dili
kullanan toplumlarla yoğun olduğu görülmektedir. Gerek melodik yapı gerekse ritimsel özellikler
esas alındığında, belirli bölgelere ait eserlerde o bölgeye yakın coğrafik kültürlerin etkisi kolayca
hissedilmektedir. Türk müzik kültürü içerisinde çalma ve söyleme geleneğinin yanı sıra halk
oyunlarının da çok etken olduğu unutulmamalıdır. Çünkü göç veya aktarım nedeniyle repertuvara
dâhil edilen melodilerin, oyunlar üzerine kurulu bir yapıda olduğu, özellikle yöreye ait kıyafetlerin,
çalgıların, ritmik ve melodik yapıların bir arada olduğu Türk müzik kültürünün en belirleyici
kanıtlarını taşıyan kültürel bir unsur olduğu bilinmektedir.
Türk dünyasına ait müziklerin Anadolu’daki izleri incelendiğinde, Doğu Anadolu
Bölgesinde; Gürcistan’da yaşayan Ahıska Türklerine ve Dağıstan Türlerine ait müziklere, İran’da
yaşayan Azeri Türklerinin müziklerine, ağırlıklı olmak üzere Azerbaycan Türklerinin ve Orta Asya
Türk Cumhuriyetlerine ait müziklere, Güney Doğu Anadolu Bölgesinde; Irak ve Suriye’de yaşayan
Türkmenlere ait müziklere, Karadeniz Bölgesinde yine Kafkas yöresinde yaşayan Türklere ait
müziklere ve Marmara Bölgesinde; Batı Trakya ve Balkanlarda yaşayan Türlere ait müziklere
rastlamaktayız. Hatta bu eserlere rastlamaktan öte derlenip TRT Türk Halk Müziği repertuvarına
derlendiği ülke veya şehir ismi ile de kayıt altına alındığı bilinmektedir. Örnek olarak şu türküleri
sıralayabiliriz:
• Yöresi: Azerbaycan, Seher vakti sen tarlaya gidende
• Yöresi: Bulgaristan, Gökte on iki yıldız
• Yöresi; Kerkük, Altun hızmav mülayim
• Yöresi; Kıbrıs, Bir mendil aldım şeherden
• Yöresi; Kırım, Kınalı parmak cez tırnak
• Yöresi; Rumeli, Tuna nehri (TRT Nota Arşivi)
Türk dünyasına ait müziklerin genel olarak kendi mecralarında daha etkin yaşatılmasına
karşın göçler nedeniyle Anadolu’nun sınır olarak yakın bölgelerinde ve günümüzde Ankara,
İstanbul, İzmir, Bursa, Antalya gibi büyük şehirlerde de gerek kurumsal gerek ise özel dernek ve
vakıflar bünyesinde yaşatıldığı bilinmektedir. 2000 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel
Sanatlar Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Türk Dünyası Müzik ve Halk Dansları Topluluğunun
yanı sıra büyük şehirlerde Türk Dünyası Müzik Topluluklarının zaman içerisinde aktif olarak
kurulup etkinliklerin yapıldığı bilinmektedir.
Ahmet Bican Ercilasun, 2000 yılında yazmış olduğu “Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Üzerine
Türkiye’deki Çalışmalar” isimli makalesinde tarihsel sıraya göre; Türkiyat Enstitüsü, Türk Tarih
Kurumu, Türk Dil Kurumu, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Türk Ocakları, Halk Evleri, Türk
Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Türkiye dışından gelen Türklerin kurduğu dernek ve vakıflar, Türk
Dünyası Araştırmaları Vakfı, Türk Dünyası Dostluk, Kardeşlik ve İş Birliği Vakfı (TÜDEV), Türk
Kültür ve Kalkınma Ajansı (TİKA) ve Üniversiteler bünyesinde bulunan Türkiyat Araştırmalar
Enstitüsü ve Türkoloji Bölümleri, Bakanlıklar ve özel yayın evlerinin çalışmaları sonucu binlerce
kitap, makale, bildiri, söyleşi ve toplantıların organize edildiğini ve kurumsal eğitimler sonucu ciddi
araştırma bulgularının elde edildiğini yazmıştır (Ercilasun, 2000:9).
“Türk Dünyası Müziği ve Müzik Eğitimi” ile ilgili ülkemizde araştırma yapıldığı zaman ise
sanırım dil ve edebiyat alanı kadar şanslı olmadığımız ortaya çıkacaktır. Çünkü müzik deyince
aklımıza önce çalma ve söyleme geldiği için sanırım bu kültürün bilimsel çalışma alanları hep
sonraya ertelenmiştir. Yine de bu alanda yapılan çalışmalara bir göz atıldığında, Türk Dil
Kurumunun derleme yayınları, 1932 yılında kurulan Halk Evleri’nde ve 1936 yılında kurulan
Ankara Devlet Konservatuvarının 1937 ile 1952 yılları arasında yapmış olduğu halk müziği derleme
ve araştırma gezileri Cumhuriyetin tarihinin en önemli veriler ile neticelenmiştir. Özellikle Muzaffer
Sarısözen, Halil Bedii Yönetken, Mahmut Ragıp Gazimihal ve Ferruh Arsunar gibi isimlerin bu
derleme gezilerine katılarak çok büyük katkı sağladıkları ve Anadolu’da yaklaşık 10.000 civarında
türkü derlendiği bilinmektedir (Özbek, 1981:23). Ayrıca yine Cumhuriyetin ilk yıllarında özellikle
Mahmut Ragıp Gazimihal’in Türk Müziği ve Türk Dünyası Müzikleri üzerine yaptığı çalışmalara
da rastlamaktayız. Örnek olarak 1928 yılında yazmış olduğu “Anadolu Türküleri ve Musiki
İstikbalimiz” isimli kitabında “Rusya’da yaşayan Türk boylarının musiki tarihi, folkloru, halk
müzikleri ve kitapları hakkında bilgi vermektedir” (Güven, 2012:24).
1990’lı yıllara kadar özellikle Rus işgali altında olan gerek balkan ülkelerinde yaşayan
Türkler gerekse Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine ait müzikal anlamda çokça araştırmaların
olmadığı SSCB’nin dağılmasından sonra bu sürecin biraz arttığı görülmektedir. Özellikle
512

