Page 76 - Milletlerarası Sempozyum Bildiri Kitabı
P. 76

and its construction and decoration techniques have contributed to the development of architecture,
                     applied art, and culture in the region.
                           Key words: Medieval structures, Tomb of Khoja Ahmed Yesevi, facades of the Tomb of
                     Khoja Ahmed Yesevi, dimensions of the Tomb of Khoja Ahmed Yesevi

                            Giriş
                            Kazakistan'ın  güneyinde  ve  Türk  dünyasında  İslam  dinin  yayılmasında  önder
                     şahsiyetlerden  Hoca  Ahmed Yesevi’nin  türbesi Türkistan şehrinde  yer  almaktadır. Türbe,  2003
                     yılında Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü  (UNESCO)  tarafından dünya mirası
                     listesine alınmıştır. (Basenov, T., 1982: 95). Hoca Ahmed Yesevi 1166'da hayatını kaybetmiş o
                     dönem 12 metre genişliğinde ve yaklaşık 17 metre uzunluğunda küçük bir türbeye gömülmüştür. Bu
                     ilk türbe yaklaşık iki asır ayakta kalmıştır. Emir Timur 1397 yılında Altınordu Hükümdarı Toktamış
                     Han’a karşı Yedi şehrinde kazandığı zaferi onurlandırmak maksadıyla o dönem yıpranmış olan
                     türbenin yeniden inşa edilmesini emretmiştir. Emir Timur kazandığı zaferler sonrasında devletinin
                     sınırları içerisinde görkemli yapılar inşa ettirmeyi bir gelenek haline getirmişti. Bu yolla kendi adına
                     kurduğu  devletini  sağlamlaştırma  amacı  güttüğü  düşünülmektedir.  Ayrıca  Hoca  Ahmed  Yesevi
                     türbesi  Emir  Timur  döneminin  en  parlak  zamanına  denk  gelmektedir.  Türbenin  mimari  planı,
                     tasarımda kullanılan yenilikler ve süslemede kullanılan dekorların çeşitliliği bu görkemli dönemin
                     bir kanıtı niteliğindedir (Zaimoğlu, 2021: 39).
                            Emir  Timur  döneminin  en  parlak  döneminin  kanıtı,  türbenin  yapısı  ve  olağanüstü
                     büyüklüğü, oranlarının mükemmelliği, mimari planlama ve tasarım çözümlerinin yeniliği, mimari
                     dekor çeşitliliği anıtsal mimarinin tam bir resmini verir.
                            Hoca Ahmet Yesevi Türbesi yeniden inşa edilirken eski türbenin bazı kısımları korundu ve
                     yeni mimari anlayışa katkı sağlaması hedeflendi. Böylece mimari de geçmiş ile gelecek arasında bir
                     bağ oluşturulmuştur. Türbenin yapım aşamasında mimarlar ve inşaatçılar önceden yapılmış birçok
                     binayı  analiz  ederek  yapı  geleneğini  sürdürmenin  yanı  sıra  yeni  bir  anlayış  geliştirmeye
                     çalışmışlardır.  Bu  dönemde  kullanılan  teknikler  aynı  zamanda  mimarlık  ve  uygulamalı  sanatın
                     gelişmesinde de önemli rol oynamıştır. Türbe inşaatının ana malzemelerinden olan kil tuğla ve
                     yanmış tuğla (ateş tuğlası) yapımı da bölgede yaygınlaşmıştır. Aynı zamanda türbenin inşaatında
                     süsleme ve dekor maksadıyla seramik kullanılması o dönem bölgede seramik üretiminin gelişmesine
                     de  katkı  sağlamıştır.  Bina  cephelerinin  dekorasyonunda  bu  tür  kaplama  karoları  yaygın  olarak
                     kullanılmaktadır (Bulatov, M. S., 1988: 150). Buna ek olarak aynı dönem döşeme teknolojisi, sivri
                     kemerler ve kubbeli yapılar için yeni olanaklar geliştirilmiştir.
                            Emir Timur devrinden önceki en iyi anıtlar arasında Buhara’daki İsmail Samani Türbesi,
                     Taraz  kentindeki  yakındaki  Ayşe  bibi  ve  Babaja  Hatun  türbeleri  ve  Rabati  Malik  Buhara’dan
                     Semerkant'a giden yolda kervan  -  ahır Kalesi (Muminov, AK Hoca, M. B. Mollakanagatuli, S.
                     Sadykbekov, M. J. Nurbekov, J. M., 2013: 45) bulunmaktadır. Emir Timur inşa ettirdiği yapıların
                     diğer unsurlarına büyük önem verirdi. Yapılarda demirbaş olarak yer alan çeşitli kazanlar, döküm
                     mumlar, şamdanlar, yaldızlı gümüşle oyulmuş ahşap oymalarla süslenmiş büyük ve küçük kapılar
                     bu unsurlara bir örnektir. Buna mukabil Hoca Ahmet Yesevi türbesinin dış cephesine oymalar ve
                     yazıtlar, farklı renklerde boyalar kullanılmıştır. Buna ek olarak, binanın kapılarında ve bazı mimari
                     detaylarında geleneksel Kazak süslemesinin unsurları yer almaktadır. Hoca Ahmed Yesevi Türbesi
                     Emir  Timur  döneminin  birçok  ikonik  anıtı  arasında  ilk  eserdir.  Türbe;  mimari  kompozisyonu,
                     orantılı boyutları, işlevsel anlamda hareketliliği ve zengin dekorasyonu ile Orta Asya Kazakistan
                     mimarisinin gelişmişliğine de bir örnektir.
                            Dönemin mimari tekniği bakımından türbe ana merkezi koridorun etrafında çeşitli kullanım
                     alanları ile inşa edilmiştir. Hoca Ahmed Yesevi türbesinin benzerlik olarak en yakın bina olarak
                     tamamlanmamış  Akırtas  Saray  Kompleksi  (VII-VIII  yy.)  örnek  gösterilmektedir.  Akırtas  Saray
                     Kompleksi  Taraz  kentinin  yakınındaki  Jambyl  bölgesinde  yer  almaktadır.  Ayrıca,  Termez
                     yakınlarındaki Kırk Kız Kompleksinin de (IX. yüzyıl) dönemin mimarisini etkilediği düşünülebilir.
                     Emir Timur zamanına kadar binaların inşasında uzunlamasına eksenel ve kubbeli anıtsal yapılar
                     yaygın  olarak  biliniyordu.  Urgeniş'teki  Kunya-Neced  Din  Kubra  Türbeleri  (XIV.  Yy.)  ve
                     Buhara’daki Buyan Kuli Han (XIV. yüzyıl) gibi binalar buna örnek verilebilir (Hakimxon, M., 2010:
                     90). Bu yapılar Hoca Ahmet Yesevi Türbesinin bir anıt kompleks (külliye) olarak inşa edilmesinde
                     örnek teşkil etmişlerdir. Ayrıca dönem itibariyle en ilerici yöntemlerinin kullanılması Orta Asya
                     Kazakistan mimarisine önemli katkı sağlamıştır. Daha sonra inşa edilen bu tarz yapılarda türbenin
                     mimari ve planlamaların görülmesi bunun delili niteliğindedir.
                            Emir Timur binanın yapımından sonra yazdığı mektupta Hoca Ahmed Yesevi Külliyesi
                     hakkında “hiçbir şart ve koşulda satılamaz, geçici veya kalıcı olarak veya nesilden nesile özel mülk
                     sahibi  olarak  kimseye  devredilemez”  ifadeleri  yer  almaktadır.  Ayrıca  Emir  Timur’un
                     kararnamesiyle Yesi şehrinin çevresindeki arazilerin ve hendeklerin listesini gösteren Vakıfname




                                                            40
   71   72   73   74   75   76   77   78   79   80   81