Page 460 - Milletlerarası Sempozyum Bildiri Kitabı
P. 460
içinde barındırdığı, kendi içeriğiyle biçimi arasındaki ilintiden kaynaklanmaktadır (Kagan, 1993,
s.93). Çam ağaçları örneğinde ifade edildiği gibi sanatçı, kendi bildirimini, formun içerisine gizler.
Form ya da biçimler, sanatçısının bildirimini taşımakla görevlendirilmiş olur. Tuval üzerine çizilen
bir formun belli bir sınırlılığı vardır ve hiçbir form sonsuzluğa sahip olamaz. Dolayısıyla formun
taşıyacağı içerik yükü de sınırlı olacaktır. Aynı alana sahip iki nesneden biri, özünde az sayıda
içerik taşırken diğeri çok sayıda içerik taşıyabilmektedir. Bu iki nesneden birinin, içeriği taşıma
kapasitesi zayıfken diğerinin içeriği taşıma kapasitesi neden daha fazladır? Sançtılar biçimin
kapasitesini arttırmayı deformasyon ile çözümlemişlerdir.
Deformasyon
Deformasyon kavramı bir bakıma "kusur" kavramıyla eş değer düşünülebilir. Her ikisi de
biçimin bozulmuş hâlidir. “Kusur, bilerek veya bilmeyerek bir işi gereği gibi yapmamaktır”
(TDK). Deformasyon ile kusur arasında hem benzerlik hem de farklılık vardır. Belki de
deformasyonu ilk doğuran şey; bilinçsizce, bir kaza sonucu, rastlantısallıkla yapılmış olan
“kusur”dur. Bir resimde kaza ve rastlantısallıklar sonucu ortaya çıkan biçimsel kusur, “anlam”a
güçlü bir etki yapabileceği gibi, yeni bir üslubun oluşmasına da vesile olabilir.
Türkçe Sözlük'te deformasyon, "Biçimi bozulma, biçimsizleşme." olarak ifade edilmiştir.
Eczacıbaşı Sanat Ansikopedisinde ise Deformasyon (Biçimbozma): "İng. distortion, Fr.
distorsion, Alm. verzerrung. Güzel Sanatlar'da fotoğrafta ve dansta, verilerini doğadan alan ve
belirli normların ya da normal (olağan) biçimlerin bulunduğu kabul edilen görüntülerde, biçimi
abartarak sunma, "normal"in göstergelerini tümüyle yok etmeden değiştirme. Biçim bozmada
amaç, daha güçlü bir etki yaratmak ya da güçlü bir anlatım sağlamaktır." şeklinde tanımlanmıştır
(Eczacıbaşı Sanat Ansikopedisi, 1997, Cilt:1, s.241). A. Turani ise şu şekilde tanımlamıştır:
"Resimde ve heykelde model olarak alınan nesnenin görüntü biçimini, yapılan yoruma uygun hâle
getirmedir. Başka bir deyişle deformasyonda gerçekleşen eylem, biçimin, süjenin kendi
öznelliğinde biçimsel olarak yeniden yorumlanarak sanatın konusu hâline getirilmesidir." (Turani,
1998). Bir başka tanım şu şekildedir: "Sanat yapıtında yer alan beti ya da betilerin gönderme
yaptıkları dış gerçeklik olarak tanınabilir kalmakla birlikte, biçimlerin doğada rastlanmayacak
biçimde değiştirilmesi." şeklinde ifade edilmiştir (Sözen, Tanyeli, 2005, s.86).
Bu kavramları birbirlerine bağlayan en önemli şeyin "biçim bozma" olduğunu
düşünülebilir.
Deformasyonla ilgili literatürde yer alan tanımlamaların bütünü, bizi şu sonuca
götürecektir: "Deformasyon; bir resim yapıtında ifadeyi daha güçlü ve etkili hâle getirebilmek
amacıyla yapılan bilinçli bozma, abartma, karikatürize etme ve stilize etme olgusudur."
Dört çeşit deformasyon düşünülebilir:
• Biçimde Deformasyon: Bir resimde ifadeyi güçlendirmek amacıyla biçimin bilinçli
olarak bozulması, şeklinde tanımlanabilir.
• Renkte Deformasyon: Bir resimde ifadeyi güçlendirmek amacıyla nesnelerin ya da
doğadaki renklerin bilinçli olarak abartılması ya da tamamen başka bir renge
dönüştürülmesi olarak tanımlanabilir.
• Perspektifte Deformasyon: Bir resimde ifadeyi güçlendirmek amacıyla perspektif
kuralları dışına çıkarak vurgulanacak nesnenin ya da doğa parçasının, olması gerekenden
daha büyük ya da daha küçük çizilmesi olarak tanımlanabilir.
• Oran-Orantıda Deformasyon: Bir resimde ifadeyi güçlendirmek amacıyla oran-
orantının gerçek görünürlülüğünün dışında bilinçli olarak orantısız biçimde çizilmesi
olarak tanımlanabilir.
Deformasyon Ögesinin Sanat Eserlerine Yansıması
Gombrich, “Sanatın Öyküsü” adlı kitabında, “Görsel 1’de, modern sanatın önde gelen
temsilcisi Picasso’nun Natural History adlı resimli bir kitap için yapmış olduğu bir klişe
görülüyor. Kuşkusuz hiç kimse anaç tavuk ve pamuk tüylü civcivlerin betimlemesinde en ufak bir
kusur bulamaz. Fakat Picasso, bir horozun çiziminde (Görsel 2), sadece görünüşü vermekle
yetinmemiş, horozun saldırganlığını, kibrini ve bönlüğünü de dile getirmek istemiştir. Başka bir
deyişle karikatüre başvurmuştur. Ama çok inandırıcı bir karikatüre” (Gombrich, 2015, s.26).
424

