Page 186 - Milletlerarası Sempozyum Bildiri Kitabı
P. 186

1. Cumhuriyetin İlk Yıllarında Türk Resmi
                            Anadolu  toprakları,  coğrafi  bölgeleriyle  birlikte  farklı  kültürel  kimliğe  sahip  bölge
                     inşalarına yurt olmuştur. Trakya’da Avrupa, Ege’de Akdeniz, güney illerinde Arap, doğuda Fars,
                     kuzeydoğuda Kafkas kültürünün izleri (Atabay, 2009, 456), Türkiye Cumhuriyeti’nin zenginliğini
                     oluşturan farklı kültürlerin beşiği durumunu oluşturmaktadır. Bu nedenle bu kültürel farklılıkların
                     tek bir çatı altında buluşması ve ortak değerleri oluşturması, temel anlayışın dayanak noktasını
                     oluşturmuştur. Buradan hareketle, özellikle kültür, sanat ve eğitim konularında millilik kavramı ön
                     plana çıkarılmış, toplumsal dönüşümün milli unsurlar yoluyla, daha verimli olacağına inanılmıştır.
                     Esasen kültürel ve sanatsal kimlik inşa sürecinde ve günümüzde de bu millilik noktasında görüş
                     ayrılıkları bulunmaktadır. Sanatın evrensel bir dil üzerine kurgulanması, her topluma hitap etmesi
                     gibi daha evrensel bakış açısıyla biçimlendirilmesi gerektiği, sanat ortamını ikiye ayırsa da genel
                     kanı ilk yıllarda milli değerlerin ve milli birliğin ön plana çıkarılması şeklinde olmuştur. Halkın
                     büyük bir bölümü, topyekûn istiklal mücadelesi vermiş, can kayıpları yaşanmış, idealist genç nesil
                     savaşların neticesinde azalmıştır. Böylesine mücadele verilen topraklarda, toparlanmanın mümkün
                     olabilmesi oldukça zordur. Dolayısıyla sanatçılar, kendilerine sağlanan imkanlar neticesinde, vefa
                     göstergesi olarak, kendi tarzlarına uygun figüratif konulara yönelmişlerdir. Osmanlı döneminin son
                     ressamları,  ülkenin içinde bulunduğu kaos ortamını, yenileşme çabalarını yakından takip etmiş,
                     görüşleri doğrultusunda, görsel sanat eserlerine dönüştürmüşlerdir.
                            Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle birlikte dönüşümün başlatıldığı ilk faaliyetler, kültür ve
                     sanat alanında olmuştur. Sanatçılara ve fikir insanlarına, rahat çalışabilecekleri ortamlar hazırlanmış,
                     toplumla  buluşmalarının  yolu  açılmış,  böylece  birbirlerini  anlayan  ve  aynı  düşüncelere  sahip
                     insanların,  belirli  çatılar  altında  bir  araya  gelmelerine  olanak  sağlanmıştır.  1920’li  yıllara
                     bakıldığında,  kaos  ortamında  kültürel  ve  sanatsal  etkinliklerin  hız  kazandığı  görülmektedir.
                     Özellikle  1923’ten  itibaren  sanat  kurumlarında  girişimler  ve  hareketlilik  yaşanmıştır.  Bu
                     hareketliliğin  amacını  şöyle  özetlemek  gerekirse,  Türkiye  bir  dönüşüm  başlatmış,  ileri  seviye
                     ülkelerin  ulaştıkları  refah  düzeyine  ve  yüksek  eğitim  bilincine  ulaşılması  için  devrimlerin  şart
                     olduğu bir süreç düşünülebilir. Sanat alanındaki örneklerini ele almak gerekirse, 1924 tarihli Musiki
                     Muallim Mektebi, ortaöğretime müzik öğretmeni yetiştirme gayretiyle kurulmuş alan bilgisi veren
                     önemli  mekteplerden  biri  olarak  Ankara’da  kurulmuştur.  Yine  ortaokul  öğretmenlerinin
                     yetiştirilmesinde önemli rol oynayacak olan 1926 tarihli Orta Muallim Mektebi, Ankara Hukuk
                     Mektebi gibi okullar, eğitimde başlayan değişimlere iyi birer örnektir. Harf Devrimi’yle birlikte
                     başlatılan okuma yazma seferberliği (1928), Millet Mektepleri ile (Görsel 2) kısa süreli de olsa
                     halkın bilinç düzeyinin ve eğitim seviyesinin artırılmasına yönelik önemli çabalardır. Geleneksel
                     toplum yaşantısı, yapısı, kültürel dinamiklerinin bu yeni düzene ayak uydurması kolay olmamıştır,
                     yeni ve milli bir oluşuma dayalı temel üzerinde inşa edilecek bir millet için bu geçişin sancılı olması
                     muhtemeldir (Kavcar, 1983, 505). Ressamlar, yeni, gelişen ve dönüşen toplum yapısına duyarsız
                     kalamamışlar, halkı teşvik edici çalışmalar yapmışlardır.


































                                                           150
   181   182   183   184   185   186   187   188   189   190   191