Page 469 - Milletlerarası Sempozyum Bildiri Kitabı
P. 469

1. Giriş
                            Kat'ı  Sanatı,  herhangi  bir  tezyine  desenin  kâğıt  veya  deri  üzerine  çizilmiş  şeklinin,
                     kalemtıraş yardımıyla oyup çıkararak, bir başka zemine yapıştırmak suretiyle yapılan ince oyma
                     sanatıdır. Desenin kâğıt ve deriden oyulup ayrılan parçasına erkek oyma, içi oyulmuş bölüme ise
                     dişi oyma adı verilir, bu işlem muntazam ve ustalıkla yapıldığı takdirde desen ve zeminin herbiri
                     kusursuz çıkmakta, farklı zeminlere yapıştırılarak iki eser meydana getirebilmektedir (Mesara, G.
                     ve Nazancıgil, A., 2010, 237-239).
                            Kat'ı Sanatının tarihsel yolculuğu, bu sanatının en önemli malzemesi olan kâğıdın icadı ile
                     başlatılabilir. Bugünkü anlamda kullandığımız kağıt, M.Ö.200 yılında Çinli Zai Lun tarafından ilk
                     defa  üretilmiştir  (https://www.wikitarih.com/kagidin-icadi/,erişim:22.11.2021)  ve  kağıt  oyma
                     sanatının  ilk  örneklerin  V.ve  X.yüzyıllara  arasında  Budistlerin  ibadet  maksadıyla  mağaraların
                     duvarlarını bezemek için kullandıkları ve kağıt oyma sanatının Çin'den İç Asya 'ya ,İslam Dünyasına
                     ve Japonya'ya yayıldığı düşünülmektedir (Çağman, F., 2014 ,16).
                            Kat'ı sanatının ilerlemesi, kitap sanatlarının gelişimi ile paralellik göstermiştir. İncelikle ve
                     titizlikle oyulmuş hat levhaları, bülbül vazo desenleri, tek çiçekler, buketler tabiat manzaraları ve
                     tasvirleri  sadece  yazma  eserlerin  sayfa  ve  kenar  süslemelerinde  kullanılmamış,  minyatür
                     albümlerinin kenar süslemelerinde, hadis ve dua kitapların bezemelerinde, murakka' ve kıt'alarda,
                     yazı çekmeceleride Kat'ı desenleri ile bezenmiştir.
                            ''Menâkıb-ı Hünerverân'' adlı eserde, Abdullah Kātı‘ (Herevî) kağıt oyma sanatının ilk ve
                     en önemli tescilsi olduğunu kaydeder (Mesara ,G.ve Nazancıgil, A., 2010, 239).
                            XVI. yüzyıl Kanunî Sultan Süleyman döneminde kitap sanatları zirveye ulaşmıştır, Kat'ı
                     sanatıda  bu  dönemde  saray  ve  çevresi  tarafından  tezhip  sanatından  sonra  en  ilgi  gören  sanat
                     olmuştur,  “Kırk  Hadis”  ve  “Şah  Mahmut  Nişapuri  Albümü”  gibi  müthiş  eserler  üretilmiştir.
                     Mehmed Bin Gazanfer'in '' Gûy ve Çevgan’’ oyma ta'lik hattıyla hazırlanmış kitabı türünün bir

                     şaheseridir.   Efşancı  Mehmed,  Ali  Çelebi,  ve  Fahrî  bu  dönemin  önemli  kat'ı  sanatçılarıdır
                     (Mesara,G.ve Nazancıgil, A., 2010, 240-241).
                            XVII. yüzyılın başlarında, Avrupalılar batı seyyahlar aracıyla Kat'ı sanatıyla tanışmış ve
                     farklı bir teknikle oydukları bu kağıtlara ''silhoutte'' yani ‘'gölge resim adını vermişlerdir (Mesara,
                     G.ve Nazancıgil, A., 2010, 242).
                            Bursalı Mevlevi Fahri Dede başta, Nakşi, Halazade Mehmed, Mahmud El Gaznevî, Derviş
                     Hasan Eyyübî gibi üstatlar XVII yüzyıllın başlarında çok kıymetli eserler icra etmişlerdir. XVII. ve
                     XVIII.  yüzyıllarda  Katı'ı  sanatı,  diğer  kitap  sanatlarında  olduğu  gibi,  dönemin  sanat  anlayışına
                     uygun eserler ile devam etmişlerdir (Mesara, G. ve Nazancıgil, A., 2010, 241).
                            XVIII.yüzyılda,  minyatür  albümlerindeki,  sade  ama  muhteşem  çiçek  kompozisyonları,
                     Divan’daki vazolu ve çiçekli bahçe manzaraları kâğıt oyma eserleri XVIII. yüzyılın eserlerindendir
                     (Mesara, G. ve Nazancıgil, A., 2010, 241-242).
                            Kat’ı  sanatı  XVIII.  yüzyılın  ikinci  yarısından  sonra  diğer  kitap  süsleme  sanatlarının
                     kaderini  paylaşmış,  gerilemeye  başlamıştır.  XIX.  yüzyılda  hiçbir  eser  üretilmemiş  ve  önemini
                     yitirmiştir. XX. yüzyılın başlarında   sadece dişi oyma tekniğiyle yapılan yazı -resim hat levhalarına
                     eserlere rastlanmaktadır. Vahdetî, Süleyman, Osman Rıfkı, Mehmed Rıfat gibi isimler, bu dönemde
                     oyma hat levhaları ile tanınmış sanatkârlardır (Mesara, G. ve Nazancıgil, A., 2010, 242, 254-256).
                            Bu  sanatkârlarımızdan  olan  Mehmet  Rıfat’ın  günümüze  ulaşan  nadir  eserlerinden  biri
                     Antalya Etnografya Müzesi, Kaleiçin'de Alt konakta yer almaktadır.
                            Antalya Etnografya Müzesi, Antalya Kaleiçi’nde Osmanlı Dönemine ait Alt ve Üst konak
                     (Görsel 1-2) olarak adlandırılan iki konaktan oluşmaktadır.

















                                    Görsel 1: Antalya Etnografya Müzesi,Antalya Kaleiçin'de Üst konak
                              Kaynak: (https://kvmgm.ktb.gov.tr/TR-110817/antalya-etnografya-muzesinde-acilis-
                                                    hedefi-2015-yılı.html)




                                                           433
   464   465   466   467   468   469   470   471   472   473   474