Page 466 - Milletlerarası Sempozyum Bildiri Kitabı
P. 466
Görsel. 9 Pablo Picasso, "Boğa", Litografi dizisi (https://www.researchgate.net/figure/Picasso-
distills-the-essence-of-a-bull-C-2012-Estate-of-Pablo-Picasso-Artists-
Rights_fig1_228106045.
Picasso'nun, 1945 yılında on bir litografi dizisinden oluşan "Boğa" çalışmalarına
bakılacak olursa: birinci boğa figürü oldukça gerçekçi bir anlayışla çizilmiştir ve bir çiftlikte ya da
kitap sayfalarında görebileceğimiz sıradan boğalara benzemektedir. Daha sonraki boğa figürleri ise
gittikçe deformasyona uğramış, abartılı boynuzları ve sağlam görünümüyle heybetli, mağrur bir
canavara dönüşmüştür. İzleyicilerin zihninde güçlü ve lider bir savaşçı boğanın savaş meydanında
temsil ettiği duyguları tetiklemektedir. Daha sonraki boğalar ise soyut formlar, geometrik hatlar
ve stilize özelliklerle daha tipik bir Picasso tarzına bürünmeye başlamıştır. Son boğa figüründe ise
çalışma gittikçe sadeleşip, yalınlaşarak tek çizgiye dönüşmüştür. Aslında Picasso bize boğayı
çizdikleriyle değil de çizmedikleriyle anlatmıştır. Her şeyi apaçık gösterip, alımlayıcıyı resme
mahkum etmeyerek bunun yerine izleyiciyi de resme dahil ederek eksik parçaların
tamamlanmasını sağlamıştır. Picasso'nun bu çalışması, boğa figürünün nasıl gerçeklikten
deformasyona ve oradan da stilizasyona evirildiğini açık bir şekilde göstermektedir.
Görsel. 10 Gustav Klimt, "Öpücük", 1908, TÜYB, 180 cm × 180 cm
(https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%96p%C3%BCc%C3%BCk_(tablo).
Deformasyon ve stilizasyon ögelerini ustaca kullanan bir başka ressam Avusturyalı
Sembolist Gustav Klimt’tir. Gustav Klimt'in "Öpücük" adlı tablosu, sanat dünyasının en önemli
eserlerinden biri olarak kabul edilir. 1907-1908 yılları arasında tamamlamış olduğu bu tablo, 180 x
180 cm boyutlarında tuval üzerine yağlı boya kullanılarak yapılmıştır. Bu eser, Klimt'in altın çağı
olarak bilinen döneminde yaratılmıştır. Klimt'in eserlerinde kadın figürleri, merkezi bir rol oynar.
Tablonun ortasında, bir erkek ve bir kadın figürü öpüşürken resmedilmiştir. Resmin yüzeyi,
Bizans mozaiklerini andıracak biçimde işlenmiş gibidir. Süs ögeleri, giyisiler üzerinde
yoğunlaşmıştır. Erkeğe geometrik ve kübik biçimler verilmiş; buna karşılık kadın yuvarlak,
kıvrımlı ve renkli biçimlerle sarılmıştır. Bu renk tonları, tabloya zenginlik ve ihtişam katmaktadır.
Klimt’in biçimsel seçimleri, aşkın geçiciliğini hatırlatarak, sevgi anının dinginliğini
dinamitleyerek, aynı zamanda kadınla erkek arasındaki derin ayrılıkları çağrıştırmaktadır (Pauli,
2004, s.98). Ayrıca tablo, cinselliğin, romantizmin ve aşkın doğasını ele alan bir sanat eseri olarak
430

