Page 591 - Milletlerarası Sempozyum Bildiri Kitabı
P. 591
4. Problemler Ve İlgili Uygulamalar
Baskı sanatının sorunlarına bakıldığında, baskı sanatı eğitiminin ne kadar yaygınlaştığı
durumu karşımıza çıkmaktadır. Araştırma kapsamında baskı sanatının, Sakarya ve Eskişehir’de
bulunan üniversitelerde bölüm olarak açıldığı, eğitim verildiği görülmektedir. Ülkemizde birçok
güzel sanatlar fakültelerinde, baskı resim atölyelerinin bulunduğu ve müfredat kapsamında baskı
sanatının ders olarak tercih edildiği, bu sanata gönül vermiş birçok sanatçının da bulunduğu
kaynaklardan bilgi niteliğinde elde edilmiştir (Gürler vd., 2019, 410).
Baskı sanatı ile ilgili sorunlardan birinin de günümüz baskı teknolojisinin gelişmesi ve
dijital baskı makinelerinin çoğalması ile baskı resimlerinin bu yöntemler kullanılarak çoğaltılması
olarak ele alınabilir. Özgün baskı resminin biricik olması ve sanatsal değerinin yüksekliği ve satın
alımlarında yüksek fiyatların oluşmasıyla insanların dijital baskıya yönelmesi durumu, günümüz
şartlarında karşılaşılan bir durumdur. Akalın araştırmasında, özgün baskı teknikleri ile hazırlanan
eserin çoğaltılmasındaki sorunsalın “matbaa işi” olarak değerlendirilmesi ve bu eserlerin tuval
resimlerinden daha değersiz kabul edilmemesi gerekliliğine değinmektedir (2003, 129).
Ukiyo-e ve Türk ahşap baskı sanatında, geleneksel yöntemlerin terk edilmesi veya
gerilemesi, teknolojinin ilerleyişi ile insanların tercihlerinin değişimi bazı sorunları da beraberinde
getirmiştir. Bu değişime sanatçıların ayak uydurması, baskıda kullanılacak yeni malzemelerin ve
tekniklerin bir arada tercih edilmesi durumunun, inovasyonel ve yenilikçi yaklaşımlar olarak
görülmesinin, her iki kültürde de bu sanat formunun sürdürülebilirliği açısından önemli olduğu
düşünülmektedir.
5. Sonuç
İlk baskı denemelerinin, kil tabletlere basılan yüksek baskılı mühürler olduğu arkeolojik
buluntular ile ortaya çıkmıştır. Silindir mühürle başlayan baskı, kağıdın bulunması ve Budist
rahiplerin yazılı bildiri metinleriyle başlamış, 7.-8. yüzyıllarda Japonya’ya sığınan rahipler ile
burada devam etmiştir. 17. yüzyılda Japonya kendi sanatını yaratmış, bu sanat formuyla ilgilenenler,
Kabuki tiyatrosu ve günlük yaşantının hareketli sahnelerini, önce siyah mürekkeple sonraları da iki
renk, üç renk kullanarak resmetmişlerdir. Böylece Ukiyo-e sanatı ortaya çıkmış ve gelişme
göstermiştir.
Türklerin baskı sanatı ile tanışmaları Hitit, Asur ve Uygurlar vasıtası ile olmuştur. İpek
yolunun sosyal ve sanatsal hayata etkisi ile ahşap baskı sanatı Türklerce benimsenmiş ve üretimine
başlanan “Yazmacılık” sanatı ortaya çıkmıştır. Genelde ıhlamur ağacı kullanılan bu sanat formunda,
bitkisel ve hayvansal motifler ile geometrik motifler tercih edilmiştir. Yazmacılık sanatının dışında
baskı alanında ilk örnekler Osmanlı döneminde verilmiştir. Cumhuriyetin ilanı ile sanat okulları
açılmış, baskı alanında eğitimler başlamış ve yurt dışına öğrenciler gönderilmiştir. Avrupa’ya
gönderilen öğrencilerin sanat eğitimlerinden sonra yurda dönmeleri ile baskı atölyeleri, sanat
okulları bünyesinde açılmış ve baskı sanatı gelişmiştir.
Türk ve Japon kültüründe ahşap baskı tekniğinin kullanımında, her iki ülkede de ilk
başlarda tek renk siyah mürekkep kullanılırken, zamanla farklı renkler denenerek baskılar
yapılmıştır. Birbirinden farklı olarak, iki kültür bu sanat formunun gelişimi açısından
karşılaştırıldığında, İslamiyet’in etkisi ile Anadolu’da figür çalışmaları önceleri yapılmamış, bitkisel
hayvansal ve şehir görünümü baskıları tercih edilmiştir. Güzel sanatlar fakültelerinin kurulması ile
figürlü çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Japon kültüründe ise, Ukiyo-e baskı konusu olarak
dönemin Kabuki tiyatrosu, geyşalar ve manzara resimleri tercih edilmiştir. Japonya’nın 17. yüzyılda
Avrupa’ya kapılarını açması ile Avrupa Ukiyo-e ile tanışmış ve Avrupalı sanatçılar bu resimlerden
etkilenerek, kendi sanat anlayışlarına uyarlamışlardır.
Araştırma kapsamında değerlendirilen ve günümüz şartları göz önünde
bulundurulduğunda, literatürde yüksek baskı tekniği olarak nitelendirilen ağaç baskı sanatı yöntemi
eğitiminin, birden fazla üniversitede bölüm olarak açıldığı ve bazı üniversitelerde ders olarak
müfredat programında bulunduğu bilgileri alanyazında belirtilmiştir. Teknolojinin gelişimi ile
çoğaltma kavramının oluşması, insanların sanatı kolayca ve ucuz maliyetle elde etmelerinin
yaygınlaşması durumunun, özgün sanat eseri yaratmada kırılmalara neden olduğu düşünülmektedir.
Kaynakça
Akalan, G. (2003) Tü kiye’de Özgün askıresme Tarihsel Bir Bakış: Gravü ’ün Sorunları
ve Çözüm Önerileri, KKEFD (Atatürk Üniversitesi, Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Dergisi),
0(8). https://dergipark.org.tr/tr/pub/ataunikkefd/issue/2767/36966 adresinden ulaşılmıştır.
Aslıer, M. (1989). Başlangıcından Bugüne Çağdaş Türk Resim Sanatı Tarihi, C.4, Tiglat
Yayınları, İstanbul.
555

