Page 226 - Milletlerarası Sempozyum Bildiri Kitabı
P. 226
Resim 5. Nurullah BERK, Odalık, 1981
Resim 6. Levni, Uyuyan genç kadın (TSM, H.2169, y,11b).
Diğer taraftan günümüzde belli bir kesim tarafından geleneksel kelimesi ile yapılan
sanatın tanımlanması geçmişin kültürel-algısal dünyasının katkısından çok, sadece muhafazakâr
kesime hitap eden, modernizm karşısında geri kalmış ve hatta çoğunlukla zanaat ile ilişkilendirilen
yaratılar olarak anlamlandırılmaktadır. Zira bu tarz yaratımlar seküler bir dünya içinde
muhafazakârlığı çağrıştırdığı düşüncesi ile modern batı dünyasının sanat yaratımı karşısında dini
olguları ön planda tutan bu yüzden de doğulu olmakla yaftalanan ve dolayısıyla geleneksel olarak
adlandırılan üretimler olarak tanımlanmaktadır.
Sanattaki daha doğrusu sanatın tanımlamasında kullanılan bu doğulu-batılı karşıtlığı ona
atfedilen anlamlar ile iyice içinden çıkılamaz hale gelmesine neden olmuştur. Sanat yaratımının en
önemli unsurlarından bir kabul edilen kültürün katkısı bu noktada ötelenmiş, çağdaş, modern
olabilmek için geçmişin reddedilmesi gerektiği düşüncesi hâkim olmuştur. Bu düşüncenin
oluşmasında sadece batılı düşün dünyasının baskın karakter olmasının etkisi bulunmamaktadır.
Bunda sanatın kimliğinin ne olduğu ve hatta ne olması gerektiği konusunda yeterince sorgulama ve
irdeleme yapmayan sanatçı ve eleştirmenlerinde büyük etkisi vardır. Her şeyden önce kültürün bir
üretimi olan sanat yaratımını tanımlamak için kullanılan geleneksel, gelenekli vs. tanımlama
kelimeleri ile bu tartışma açılırsa belki çözüme ulaşmak daha kolay olacaktır. Geleneksel sanatlar
olarak adlandırılan sanatlara bakıldığında, tezhip, minyatür, hat, halı-kilim, ebru, çini, katı vs
sanatların kastedildiği görülmektedir. Bu sanatlar daha sonra kitap sanatları, tekstil sanatları gibi alt
alanlara tekrar ayrılmaktadır. Ancak örnek olarak minyatürün bir resim tekniği, tarzı olduğu, Türk
resim sanatının bir unsuru olduğu, tezhibin ise süsleme sanatları içinde yer alan bir branş olduğu
konusu vurgulanmadığı için toptancı bir yaklaşımla birbirinin alternatifi olan sanatsal eylemler
olarak tanımlanmaktadır. Keza aynı malzemeleri kullanmalarına karşın çininin seramik sanatı ile
olan ilişkisi çoğu zaman göz ardı edilir.
Bu ve buna benzer durumlar aslında modern batı karşısında doğulu olan geleneksel
yaftasının etkisinin yanı sıra sanat tarihçilerinin veya sanatın içinden olup sanatı kuramsal dünyasını
ortaya koyan akademisyenler, eleştirmenler ve sanatçıların da bilmeyerek yaptığı olumsuz katkıları
olmaktadır. Tatbikî geleneği olmayan bir sanat yoktur, tüm sanatlar geçmişten gelen bir yaratım
geleneğinin izinde gelişme göstermiştir. Fakat bizde geleneksel kelimesi ile binlerce yıllık sanat
yaratım süreci tek bir başlık altına sıkıştırılırken, batı sanat dünyasında geçmişten beslenen her bir
yeni düşünsel yaratım süreci akımlar denilen başlıklar altında irdelenmiş, sanatçının ve sanat
eserinin tavrı bu bakış açısıyla irdelenmiştir. Bizde ise özellikle resim alanında 19. yüzyıla kadar
olan kısım tek bir minyatür sanatı başlığı altında genellenmekte ardından, geç Osmanlı dönemi resim
sanatı (asker ressamlar), cumhuriyet dönemi resim sanatı, modern Türk resim sanatı, Çağdaş Türk
resim sanatı, ki bu da günümüz güncel sanatı ile tek bir konu olarak görülür, başlıkları altında
anlatılmaktadır. Her ne kadar Uygur döneminden başlanılarak, hanedanlıkların etkisi ile
biçimlenmiş resim sanatları Türk sanat tarihi konuları kapsamında kendine yer bulmuş olsa bile,
sanatçı, devir, sanat eseri özellikleri vs başlıklarda ayrı ayrı incelenmesi yapılan araştırmalar
190

