Page 229 - Milletlerarası Sempozyum Bildiri Kitabı
P. 229
malzemeyi kullanıp Türk kimliği kazandırılmış bir sanat eseri üretme fikri maalesef çeşitli semboller
veya tipografik işaretlerle sağlanmaya çalışılmış fakat bunlarda çoğunlukla popülist eylemlerin
ötesine geçememiştir. Öte taraftan sanat yaratımında tamamen geçmişin izinde yürümenin, gelişime
açık olmayan satatükocu bir tavrın sürdürülmeye çalışılması da yine içinde yaşanılan zamanın
kazanımları ya da algısı ile bağdaştırılamamıştır. Burada da yine geleneksel sembol, motif veya
tasarımların yeni sürecin öğretileri doğrultusunda ele alınmasıyla çözülebileceği fikri üzerinden
hareket edildiği görülür. Bunlar sanatçı bireyin bilinçli tavrı çerçevesinde olumlanabilecek tutumlar
olarak görülebilse bile sağlam bir düşünsel alt yapıya oturtulamamış eserler haline dönüşmesine de
neden olabilmiştir.
Tabi ki genel anlamda sanat dünyası ve tarihi içinde özellikle 20. yüzyıl ile birlikte geçmişle
olan bağı nedeniyle, karşıtların ve destekleyicilerin eliyle, geleneksel ile ilişkilendirilen her türlü
düşünsel ve yaratımsal süreç dinle (İslam’la), geçmiş tarihle (Osmanlıyla) ama en çok da mistik
olanla bir olarak görülmüştür. Fakat bir kısım sanatçı ise beslendiği kültürün yansıması ile olan
eserler üreterek geçmişten beslenen fakat çağdaş diye adlandırılan yapıtlar ortaya koyma çabası içine
girmişlerdir. Erol Akyavaş, Murat Morova, Ergin İnan, Balkan Naci İslimyeli gibi sanatçılar batılı
tarzda ancak çeşitli sembol, form ve imgeler yardımıyla doğunun aidiyetliğini barındıran eserler
üretmişlerdir. Aynı şekilde modernizmin ve çağdaş sürecin içinde yer alan bazı yerli sanatçılarımızın
yanı sıra Avrupalı sanatçılarda doğunun sanatsal yaratılarını tablolarında bugün çağdaş diye
adlandırılan bir bakış açısıyla tekrar ele almışlardır.
Resim 9. Erol AKYAVAŞ, Miraçname Resim 10. Murat MOROVA "ah min’el aşk "- ı memnu
Renkli taşbaskı,65x55 cm, 1987, Paris Renkli İpek Baskı, 2004
193

