Page 233 - Milletlerarası Sempozyum Bildiri Kitabı
P. 233
Giriş
Sanat, insanlık tarihinde duygu, düşünce ve ifadeyi yansıtan güçlü bir araç olarak yer alır.
Sanat eserleri, farklı dönemlerde ve kültürlerde çeşitli biçimlerde ortaya çıkar ve izleyicilere bir dizi
anlam ve deneyim sunar. Ancak, sanat eserlerinin değeri ve değerlemesi, uzun bir süre boyunca
sanatçılardan eleştirmenlere, koleksiyonculardan müzayede evlerine kadar birçok kişi arasında
büyük bir tartışma konusu olmuştur.
Sanatçı, yaşamını özel ve derinden bir şekilde etkileyen unsurları, zihinsel ve hissi şuur
muhtevalarını aktif hale getirerek, kendine ait bir biçemde bir sanat eseri meydana getirip ortaya
koyduğunda, bu eserin anlamlandırılıp bir kıymet edinme süreci, gündelik hayatımız içerisinde
herhangi bir nesneyle kurduğumuz cinsten bir temastan farklı olmaktadır (Korkmaz, 2013, 83).
Sanat eserinin yaratım süreci sancılı ve teknik evreleri bünyesinde barındırır. Aslında eserin
değerinin ne olduğunu belirleyen ölçek ve kriterlerde bu süreçte şekillenmektedir.
Sanat eseri olduğu kanısına ulaşılabilen her yeni eser sayesinde sanat konsepti kendini
güncellemekte ve tabiatı gereği yenilenmektedir. Zamana, mekana, şartlara ve bireye bağlı olarak
değişim, gelişim gösterebilen sanat eseri, farklı formda ve niteliklerden oluşmaktadır. Bir şeyi sanat
eseri olduğunu atfettiğimizde ise onu ya tasvir etmekte ya da değer biçmekteyiz. Sanat eserini tasvir
ederken farklı ögeleri ve bunlar arasındaki farklı temasları içinde ele alan bir şeyden konuşmuş
oluruz. Değer biçmekte ise tasvir etmekten çok dahasını yaparak sanat eserine bir anlam yüklemiş
oluruz. Bu iki durumun aralarındaki intibaktan dolayı ortaya çıkan “manalı biçim” olma durumu ise,
sanatın aynı zamanda nitelik ve niceliği ile ortaya çıkan bir tanımını ortaya koyar (Korkmaz, 2013,
13).
Sanatın günümüzdeki evrimi, kültürel ve ekonomik faktörlere bağlıdır. Sanat yapıtlarının
maddi ve manevi değerleri, kültürün metalaşması ve sanatın ticarileşmesiyle etkilenir. Sanatçının
kimliği, galeriler, müzayedeler, koleksiyoncular ve toplumsal kültür, sanat eserlerinin değerini
belirlemek için etkili faktörlerdir.
Sanatçının kimliği birikimi tekniği, galeriler, müzayedeler, bienaller, sergiler,
koleksiyoncular, alıcılar, dönem özelliklerinin yansıtılması, estetik beğeni-haz, toplumsal kültür,
ekonomi ve kapitalizm, meta olarak sanat, sanat tüketicisindeki bilinç, temanın-konunun
çekiciliği;(Dartar, 2023, 32-45) Tüm bunlar sanatın zaman içerisinde bir meta olarak değer
görmesine sebep olmaktadır.
Antik dönemlerde sadece nitelik özellikleriyle tarif edilen sanat, güzel olması bakımından
ya da güzele denk tutularak değerlendirilmektedir. Günümüz koşullarında ise güzel olması ya da bir
kavramı en mükemmel biçimde sembolü olma bakımından değil eserin teşekkül süreci, neden
oluşturulduğu, sanat tüketicisinin, sanat eseriyle kurduğu ilişki gibi nedenselliklerle de bir kıymet
kazanmaktadır (Doğan, 2017, 459).
Değer tümüyle insanla, insanın içerisinde yaşadığı sosyal çevredeki edinimleri ve yaşamsal
birikimleri ile alakalıdır. Bu bağlamda tek başına bir doğal nesnenin ve metanın bir değeri yoktur.
Sanat eserlerinin değeri karmaşık bir tarz ve farklı bakış açılarına dayanır. Sanat eserlerinin
nitelikleri, kültürel bağlamı, estetik değeri ve metalaşma süreçleri, değerlerini şekillendirir. Değer
ve değer yargıları, izleyiciden izleyiciye değişebilir ve sanatın öznel doğasını yansıtır. Sanat, bu
zenginlik ve çeşitlilik içinde varlığını sürdürmeye devam ederken, değerlemesi karmaşıklığını
korumaya devam etmektedir.
Buna bağlı olarak sanat eserinin elde ettiği değer, iki koşulda karşımıza çıkabilmektedir.
İlk olarak rastgele bir nesne kendi cinsinden olan diğer nesneler arasında üstlendiği iyi özellikler ve
imkanları bakımından herkes için değerli olabilir. İkincisi ise herhangi bir nesne kendi cinsinden
olan diğer nesnelerden, yalnızca bizim o nesneyle kurduğumuz hususi bir bağlantı bakımından
kıymetli olabilmektedir (Sarı, 2018). İlk olarak bu ilişkiyi yani sanat eserinde vücut bulan değerleme
unsurlarını eseri üreten sanatçıda ve onun esere yapmış olduğu aktarımlarda aramak doğru bir
yaklaşım olacaktır.
Değer, insanın meydana getirdiği kültürel dünyada yaşamının bir varlık şartı olarak yerini
almaktadır. Saf doğadan farklı bir ortamda var olan değer, kendi başına doğal olan nesnelerde tam
anlamı bulunmaz. İlişkilendirilmek istenirse değer, tümüyle insanla, dolayısıyla insan başarılarıyla
ilgilidir. Kendi başına bir doğal nesnenin ve malın bir değeri yok, yalnız faydası ve fiyatı vardır
olduğu düşünülebilir (Kuçuradi, 2010, 42).
Bir başka tanımla değer; herhangi bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut
197

