Page 235 - Milletlerarası Sempozyum Bildiri Kitabı
P. 235

öznenin taşıdığı dahili yapı da değerlendirmeye katılmaktadır.
                            “Tüm öğretilerde İyi nedir, güzel nedir, faydalı nedir, doğru nedir? Sorularının karşılığı
                     eser bağlamında değer biçmeye esas unsurların da karşılığı olarak değerleme ve değer kavramına
                     açıklık getirir” (Yalçın, 2002, 102-103).
                            Yüzyıllardır teorisyenlere göre estetik ve sanat olgusu, doğasında değeri olan ve bu değer
                     için var olan bir alan olarak algılanmak yerine iyi, güzel ve yararlı olanı ürettiği sürece değerli
                     atfedilmiştir.  Önde  gelen  filozoflarından  Platon,  güzeli  doğaötesi  olarak  tarif  etmekte  ve  sanatı
                     düşüncenin iyi bir taklidi olduğu sürece değerli bulmaktadır. Platon’ un öğrencisi olan Aristotales,
                     sanatı fonksiyonu açısından; insanın sanat vasıtasıyla ihtiraslarından arındırılıp doyuma ulaştırılması
                     bakımından değerli bulmaktadır. Bir diğer önemli filozoflardan Plotinus’la birlikte güzelin doğaüstü
                     olarak ele alınışı daha da bariz  hale gelmiştir. Plotinus kendi  doğaüstü ile ilişkilendirdiği güzel
                     kavramında; tek tek varlıkların tecrübelenmesini, duyusal dünyada güzelliklerini sunan mutlak akıl
                     ve BİR’ e ulaşmanın yolu olarak görmektedir (Kavuran, Dede, 2013).
                            Ünlü düşünür ve felsefeci Kant, estetiği, doğa ve ahlak alanlarını ayırarak kendi yasaları
                     olan otonom bir bilgi alanı olarak belirler. Bu otonom alan içerisinde özellikle Ortaçağ ve Antikçağ
                     felsefesinde  estetik  değerin  veya  güzelin  iyi  ve  doğru  kavramlarıyla  tanımlanmasına  bir  son
                     verilecektir. Dahası estetik değer herhangi başka bir değere daha kolay ve yalın bir duruma getirerek
                     kendi  otonomi  alanında  belirlenen  bir  değer  olarak  meydana  çıkacaktır  (Taşdelen,  Yazıcı,
                     2012,106).
                            Değer yargıları, estetik ve ahlaki değer yargıları olmak üzere esas olarak iki boyutta ele
                     alınır. Estetik değer yargılarında şahsi faktörler belirleyici konumdadır. Bu sebepten dolayı şahsi
                     beğenilerimiz dikkatimizi algılayana ve estetik yargılara yöneltir. Estetik, temelde algıya dayanır ve
                     algı  da  bir  algılayanı  sürece  dahil  eder.  Estetik  yargıları  diğer  yargılardan  ayıran  şey,  yargının
                     algılayana doğrudan ilgili olmasıdır (Townsend, 2002, 44).
                            Güzellik  kavramının  pratik  ve  yararlı  bir  değere  sahip  olması  Ortaçağ’daki  filozoflar
                     tarafından ortaya atılmıştı, ancak eski zamanlarda bu kavram bir sanat eserinin estetik değerini
                     tanımlamak  için  kullanılıyordu.  Sanat,  her  ne  kadar  eskiden  Aydınlanma  kavramlarıyla
                     ilişkilendirilse de artık estetik değerini sembolizmi aşan çok katmanlı bir biçimde sunuyor. Antik
                     çağlardan  bu  yana  faaliyet  gösteren  en  etkili  filozoflardan  bazılarının  görüşleri  göz  önüne
                     alındığında, sanatın değerinin kültürel bağlama ve çağa bağlı olarak dalgalandığı açıktır (Sarı, 2018).
                            Son yıllarda, sanatın ticarileşmesi ve metalaşması büyük bir sorun haline gelmiştir. Sanat,
                     sadece  estetik  bir  ifade  aracı  olmanın  ötesine  geçerek  bir  yatırım  aracı  olarak  da  görülmeye
                     başlanmıştır.  Bu  durum,  sanat  eserlerinin  değerlemesini  karmaşıklaştırmış  ve  sanatın  özgün
                     anlamını sorgulamamıza neden olmuştur.
                            Tarihsel önemi incelerken sanatın her zaman aynı şekilde ifade edilmediğini ve insanlarla
                     birlikte sürekli bir evrim geçirdiğini kabul etmek önemlidir. Yapıta aktarılanların üretildiği dönemin
                     yapısal özelliklerini ve topluma ait değerlerin yansımaları olduğu görülmektedir. Sanat yapıtlarının
                     gözlemlenebilir özellikleri ya da gösterilebilir etkileri ile ilişkili olarak Değer türlerini ele alacak
                     olursak Bunlar;
                        •   Varlık  Değeri;  Sanat  başka  hiçbir  şey  olmasa  bile  bahsettiğimiz  görünür  varlık  olma
                            niteliğinin yoğunlaştırılmış halidir.
                        •   Sunum-Temsil Değeri; Sanat yapıtının bir temsil olarak özellikleri ve ayrıksılığı çalışmayı
                            ikincil bir nesne ya da olay haline getiren bir özellikler kümesini sahaya çıkarır.
                        •   Biçimlendirme Değeri;  Hiçbir sanat yapıtı yalnızca dış kuvvetlerin etkisi ile meydana
                            gelmez. Bir sanat yapıtı elde var olan varlık ve temsil değerlerinin basit bir sonucu da
                            değildir. Sanat yapıtında biçim içeriğin gerçekleştirilmesidir.
                        •   İçgörü, Fikir Değeri; Bu değer sanat yapıtının içeriğine ne ile ilgili olduğuna temel fikrine
                            dünyayı bize nasıl gösterdiğine onun algılanabilirliği ile ilişkindir
                        •   Dönüşümsel Değeri;  Kültürü  ve sanatı  yeniden  tanımlayan  sıra dışı  sanat yapıtlarında
                            rastlarız.  Değer elde etmek herhangi bir nesneyi elde etmekten farklıdır; çünkü sanatçı
                            kendisini  derinden  etkileyen  detayları  özellikle  bir  form  diliyle  yaratıp  ortaya  koyar.
                            Edinme süreci zaman ve çaba gerektirir (Hutter, Throsby, 2013, 45).
                            Sanatın dönüştürücü işlevi ve bunun yapıdaki temeli konusunda önemli saptamaları olan
                     Arthur  Schopenhauer’e  göre,  bir  sanat  yapıtının  hakiki  anlamı  ve  üstün  değeri  nedenselliğinin
                     hüküm sürdüğü, değişen, geçici olan dünyayı dönüştürerek kalıcılaştırabilmesinde bireyi türünün
                     fidesinde yükselterek tek olan da genel olanı, evrensel olanı yani ideyi açığa çıkararak kavrayışa
                     sunabilmesin de bulunur (Eren, 2018).








                                                           199
   230   231   232   233   234   235   236   237   238   239   240