Page 236 - Milletlerarası Sempozyum Bildiri Kitabı
P. 236
İnsanlar bir sanat eserine bakarken sadece fiziksel varlığı değil, onu aşan entelektüel varlığı
da hissederler. Sanat eserlerinin bünyesinde taşıdığı değerler; sembolizm, ifade tarzı, kompozisyon,
ritim, uyum ve denge dahil olmak üzere bir sanat eseri olarak değeri; Benzersizlik, insanlara ve
onların sorunlarına dair vurguladığı noktalarla açıklanabilir. (Açıkbaş, 2018).
Sanat eserlerinin değeri ve değerlemesi karmaşık bir konudur ve kişiden kişiye farklılık
gösterebilir. Sanatın değeri, teknik yeterlilik, içerik, sanatçının katkısı, tarihsel ve kültürel bağlam,
estetik çekicilik ve piyasa faktörleri gibi birçok etkene bağlıdır. Ancak, bu çeşitli faktörler, sanatın
zenginliğini ve çeşitliliğini yansıtan bir değerlemeyi mümkün kılar. Sanatın özgün ve evrensel
değerini anlamak için, bu karmaşık değerleme sürecini anlamak önemlidir.
Estetik deneyim, farklı bir değerler alanıyla ilişkilidir. Deneyimin kendisinin değerli
olduğu yaygın olarak kabul edilmektedir. Bu içsel değeri açıklamanın önemli yollarından biriside
hazdır. Estetik haz, kendi içinde veya diğer sıradan hazlardan ayrılışıyla farklılık gösterir. Bazen
estetik deneyim bazen de kültürel bir ürün olarak veya bir tür anlamlı yarı-dinsel deneyim olarak
oldukça değerlidir (Townsend, 2002, 65).
Sanat eserine değer katan ve değerini belirleyen nitelikler vardır. Bunlar Öz-İçerik
açısından nitelik, Tematik- Konu olarak nitelik, Kültürel Nitelik, Plastik Açıdan Nitelik olarak
nitelendirilebilir. Sanat eserinin muhteviyatında yer alan bu nitelikler aynı zamanda geçmişten
geleceğe sanat eseri üzerinden taşınan ilkeler ve öğretiler olarak da dikkat çeker.
Genel anlamda sanatın estetik değerini belirleyen ayırt edici özelliğin tartışılması, onun
içinde faaliyet gösterdiği kültürel bağlamla ilgilidir; çünkü sözlü ve yazılı kültür diğerinden farklı
bir düzeyde yer alırken, doğaya bağımlı kültürler, endüstriyel kültürler veya dijital kültürler işlevleri
ve stilleri bakımdan farklı düzeylerde yer alır. Aynı kültür ve dönemin eserleri arasında
yapılabilecek bir mukayesede, estetik değeri belirleyen ögelerin nelere bağlı olarak ortaya çıktığı
sanat yapıtının kendi içerisinde sahip olduğu değerleri belirlemektedir. Bunlar; kompozisyon, ritim,
armoni, denge, sembol ve ifade tarzı olmak üzere bir sanat eseri olması bakımından sahip olduğu
değerdir. Özgün olması, insan ve problemlerini ele alış biçimi bir diğer önemli etkenlerdendir (Düz,
2017).
Sanat yapıtında estetik değer, üretildiği zaman diliminin ve kültürünün izlerini içeresinde
barındırır. Sanat adına yapılacak yeniliklerin insana faydalı olması, muhtevanın içeriğin insanların
ilgisini çekmesi, Yüzeysel davranmayarak konuların ayrıntılarını da ortaya koyması, ilginç ve çekici
olması sanatı değerli yapan unsurların başında gelmektedir.
Bir çalışmayı değerlendirmek için üç ana aşama kullanılabilir. İlki doğru kavrama, diğeri
bir eseri kendi alanına koyup, o alanda yerini ve değerini bulmayı içeriyor. Son olarak ise bir eserin
yaratılışının insanları ve içinde yaşadığımız dünyayı nasıl etkilediğini göstermesinin önemini
vurgulamaktan geçmektedir. (Kuçuradi, 2009, 95).
Eserin biricikliği üzerine vurgu yapmak aynı konuyla işleyen bir başka eserin anlamı veya
öneminin yani değerinin farklı olacağı anlamına gelir. Sanat eserleri, bu bakımdan birbirleri yerine
geçebilen şemalar ya da haritalar gibi diğer görsel işaretlerin aksine eşsizdirler. Sanatta özgünlüğe
değer verişimiz de bu yüzdendir. Orijinallik ve otantiklik fetişleştirilebilse bile, bir başka sanatçının
üslubunu taklit eden sanat yapıtları çoğunlukla orijinal yapıtın sahip olduğu ilginin yapıda
odaklanmasını sağlayan o eşsiz biçimden yoksundur. Elbette bazı sanatçıdan bir başka sanatçının
üslubunu uzmanları bile kandırabilecek ölçüde iyi taklit edebilirler. Ancak bu işçilik izleyicinin
yapıtın bir başkasının eşsiz bakış açısında özümsenerek tamamına erdirilmiş olduğuna kanması
amacıyla yapılır. Dolayısıyla da bizim sanat yapıtına bakarken değer verdiğimiz şeye ihanet eder
(Hutter, Throsby, 2013, 219).
Sanat belli bir sınıfın, zümrenin hegemonyası için yararlar sağladığında, değil büyük
kitlelere hizmet ettiğinde ve yararlar sağladığında ondan söz edilebilir ve bir değere ulaşır. Bu
bağlamda sanatın birey ve toplum üzerinde etkilerini şu şekilde ifade etmek mümkün olacaktır.
• Eğitim. İnsanlar sanat etkinliklerine katılmasalar bile canlı bir sanat sektörünün olduğu
bir toplulukta yaşayarak kültürel açıdan zenginleşiyorlar.
• İtibar. Sanat, içinden çıktığı topluluğa ek prestij kazandırır.
• Gelecekte kullanım seçeneği. Bireyler, mevcut durumlarını korurken gelecekteki sanat
tüketimi olasılığını göz önünde bulundurabilir ve dolayısıyla kazanç sağlayabilirler.
• Gelecek nesillere bir hediye. Gelecek nesiller, bugün doğru bir şekilde korunan sanat
eserlerinden yararlanabilecektir.
• Ekonomik gelişme. Sanat, sanatsal ortamlar arayan değerli vatandaşların ilgisini çekerek
bir topluluğun ekonomik durumunun iyileşmesine yol açabilir.
200

