Page 227 - Milletlerarası Sempozyum Bildiri Kitabı
P. 227

genellikle lisansüstü tez çalışmalarının ötesine geçememekte, bu tezlerin çoğunda da ciddi anlamda
                     tanımlama ve çözümleme hataları görülmektedir.
                            Sanat  yaratımında  içinde  yaşanılan  sürecin  beğeniler  üzerinde  ki  etkisinin  yaratımın
                     biçimlenmesinde önemli bir etken olduğu kabul edilmesi gereken bir konudur. Sanatın tanımlanması
                     yapılırken “kullanımında yetkin olunan malzeme ile estetik kaygıların ön planda tutulduğu yapıt
                     aracılığıyla, bireyin kendini ifade etme çabası” ile başlayan cümleler kullanmaktayız. Bu tanımlama
                     içerisinde sanatın insan eliyle üretilmiş bireysel bir kaygı olduğu anlaşılır. Diğer taraftan bireyin
                     yaratımını ortaya koyarken tasarımsal ve düşünsel sürecinde onu etkileyen pek çok şey arasında
                     kültürün katkısını da hep vurgularız. Bu durumda kültürün yansıması olarak ortaya konulan ürünü,
                     sanat  eserini  değerlendirecek  olduğumuzda  aslında  onun  yaratıldığı  kültürün  adıyla  anılan  bir
                     sınıflandırması da yapılabilmektedir yani İtalyan resim sanatı, Alman resim sanatı, Fransız resim
                     sanatı gibi isimlendirmeler yapılabilme olanağı doğmaktadır. Fakat bizde bu durum Türk Resim
                     sanatı ismi altında yapılmaya çalışılan fakat batılı paydaşlarından hiçbir farkı olmayan ürünler,
                     eserler olarak karşılık bulmaktadır. Bunda batılı hayranlığı ile başlayan erken cumhuriyet dönemi
                     ve hemen öncesinde batıda resim sanatı eğitimi almış olan asker ressamların yurda geri dönüşlerinde
                     yeni öğrendikleri sanat tarzlarında yaratılar ortaya koymasının etkisi muhakkaktır. Fakat bu süreç
                     batının taklitçisi olmalarının ötesine ne yazık ki geçememiştir.  Bizler batıyı taklit etme kaygısı
                     yaşarken  batı  sanat  geleneği  modernizm  ile  birlikte  içinde  yaşamış  olduğu  sanatsal  yaratım
                     tıkanıklığını  doğunun  geleneksel  ile  biçimlendirilmiş  düşün  ve  sanat  dünyasını  incelemesiyle
                     aşmıştır.























                     Resim 7.  Pablo Picasso, "Heykeltıraşın Platosunda Çıplak”      Resim 8.  Rıza Abbasi. “İki Sevgili” 1565-1635
                                          -1932
                            Ancak  özellikle  Türk  sanatı  içerisinde,  sanatın  kendi  kökenleri  ile  olan  ilişkisinin
                     irdelenmesi konusu, sanat yaratımında geçmiş ile kurulmak istenilen bağın olgunlaştırılamaması
                     hem ötekileştiren hem de ilinti kurmak isteyen bağlamında ciddi sorunlar yaşatabilmektedir. Zira
                     bazı kesimlerce geçmişin kültürel bağlı sanatsal üretimi algısı çoğunlukla kültür ve sanat alanını da
                     içine alacak kadar geniş yelpazesi içerisinde din ve muhafazakârlığın göstergesi ve tamamlayıcısı
                     hatta kutsal olarak kabul görünenin destekleyicisi rolündedir. Diğer taraftan ait olduğu toplumlar
                     tarafından içinde yaşanılan sürecin seküler söylemleri karşısında, geleneksel olanın kendi varlığını
                     sürdürebilmek  için  ortaya  koyduğu  tepkilerde  de  maalesef  ki  öteki  olma-  ötekileştirilmiş  olma
                     sorununu  kendi  kendine  kurmakta,  çağdaş  olan  ile  ilişki  kuramama  sorununu  sürekli  olarak
                     yaşamaktadır.
                            Bu  ayrımlaştırma  aslında  Türk  sanatında  yıllardır  süregelen  bir  tartışma  konusudur.
                     Tartışmanın bir tarafında modern sanat adı altında plastik sanatların çeşitli birimlerinde faaliyet
                     gösteren  bireylerin,  sanatçıların  geleneksel  diye  adlandırılan  sanatsal  yaratılara  karşı  olan  ön
                     yargılarının olmasıdır. Bu bireylerin çoğunlukla batı tarzı sanat eğitimi almış sanatçı bireyler olduğu
                     görülür. Tartışmanın diğer tarafında ise geleneksel adı altında sanat yaratımları yapma kaygısında
                     ki sanatçı bireyler yer almaktadır. Ancak geleneksel alanda yaratımlarını ortaya koyan bu kesimden
                     bir kısmın, geçmiş ile olan bağların koparılmaması adı altında geçmişte yapılmış tarz ve üslupların
                     yani klasik üslubun halen daha devam etmesi, değiştirilmemesi konusunda ki ısrarcı tutumu görülür.
                     Buna karşıt olarak geleneksel olanın modern dönemin düşünsel yapısında tekrar ele alınarak sanatsal
                     yaratılara  dönüşmesini  gerekliliğini  vurgulayan  kesimin  varlığı  da  kendini  hissettirmektedir.
                     Geleneksel  sanat  yaratımı  düşüncesi  içerisinde  yer  alan  bu  iki  grup  da  maalesef  birbirlerini





                                                           191
   222   223   224   225   226   227   228   229   230   231   232